ÇEVRE VE YOGA İLİŞKİSİ

ecoo-4

İnsanoğlu, ekosistemin bir parçasıdır; doğanın biyotik (canlı varlıklar) ve abiyotik (canlıların yaşamlarını devam ettirebilecekleri çevresel koşullar; ışık,iklim,su v.s) faktörleriyle derin bir ilişki içindedir. İnsanın, bu ilişki olmaksızın hayatta kalma ihtimali neredeyse imkansızdır. Ayrıca günlük fizyolojik ihtiyaçlarımızın yanı sıra; tazelenme, huzur, düşüncelerimiz için ilhamı da çevremizden alırız; yani çevre bizim fiziksel varlığımızla birlikte ruhsal varlığımızı da destekler.

Sıraladığımız tüm bu noktalar aslında sadece bizim menfaatlerimizi işaret etmektedir. Peki, ekosistemi bir menfaatler bütünü şeklinde görüp, kendimizi bu sistemin efendisi olarak algılamaya başlarsak ne olur? Yalnız düşünsel gibi gelse de esasen bu tutumla çevreye zarar vermeye yönelik ilk adımı atmış oluruz. Zira çevreye karşı tek taraflı, bencil bakış açımız bir süre sonra davranış biçimine ve karaktere dönüşür. Nihayetinde çevreye verdiğimiz ya da verebileceğimiz zararlarla kendi felaketimizin de kapısını aralarız.
İşte bu noktada yoga ve onun karma felsefesi insanoğlunun ilgili durumuna en net şekilde ayna tutar; insanın kendisi, ekosistem ve tüm evrenle olan karşılıklı ilişkisini eksiksiz anlatır. Karma, maddi ve manevi yaptığımız tüm davranışlar ve onun sonuçları anlamına gelmektedir. En basit örneğiyle karma, tüm varoluşu bir el ve ekosisitemde yeralan varlıkları da bu elin parmakları olarak kabul eder. Elin parmaklarından biri zarar gördüğünde tüm el acı çeker ve zarar görür. Bu örnekten hareketle ekosistemde meydana gelen bir zarar veya aksama da, tüm varoluşu öyle ya da böyle etkilemektedir.
Zaten bunu, son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve çevre felaketleriyle bizzat deneyimliyoruz. O yüzden yoga, bireysel gelişimde çevre ve çevre duyarlılığıyla yakından ilgilenir. Bu kadim felsefede, birey ruh ve beden bütünlüğünü keşifle yola çıkar, sonunda yaratılış ve yaratanla bütünleşerek kendini tamamlar.

Bu doğrultuda yogada uyulması gereken bazı etik değerler vardır; Sankrit dilinde Yama ve Niyama olarak adlandırılırlar yani şartlar ve kurallar… Yamalar beş etik değerden oluşur: Şiddetsizlik (Ahimsa), Doğruluk (Satyam), Duyu kontrolü (Brahmacharya), Çalmamak (Asteya), Sahiplenmemek (Aparigraha).

Çevreyi düşündüğümüzde ise söz konusu etik değerleri şöyle formüle edebiliriz; çevreye şiddet uygulamadan, ona zarar vermeden, dürüst bir yaklaşımla ondan eksiltmeden ve onun sahibi, efendisi gibi davranmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Bu formulü hayata geçirdiğimiz takdirde ekosistemde tüketen bir tiran olmaktan çıkıp, onu çoğaltan ve yeniden var eden gerçek insana dönüşebiliriz.

Özlem Coşkun