ATEŞ NEFESİ (Kapalabhati )

Yogada Nefes Tekniklerinde ilk olarak Ateş nefesini (Kapalabhati) deneyimleyelim…

Karın nefesinde anlatıldığı gibi karından derin bir nefes alınır. Karnımızı nefesle şişirdikten sonra kısa ve kesik bir şekilde nefes verilir; adeta burundan öksürüyormuş gibi. Bu nefes sırasında vücudumuzun üst bölgesinin ve sırtımızın sakin kalmasına özen göstermeliyiz. Nefes ritmi kısa ve ard arda olmalıdır; 60 ila 80 arası nefes veriş uygulanır.

Tekniğin ikinci tekrarına geçmeden önce rahat ve derin nefesler alınır, ciğerlerin 3/2’sini havayla doldurduktan sonra nefesimizi bir süre tutarız. Nefes tutma süresi kişiye bağlıdır. Nefesimizi tuttuğumuz sırada iki kaşımızın arasına odaklanırız ve tamamen hareketsiz olmaya dikkat ederiz. Böylece prananın kaybolmasını önleyerek, spritüel enerji noktamızda bir ateş yakmış oluruz. Bu da bedenimizde artan bir enerji ve zihinsel bir canlanma anlamına gelir. Bu alıştırmayı iki ya da üç kez tekrarlayabiliriz.

Tekniği uygularken dikkat edilmesi gerekenler:

– Omuriliğin, sırtın düz durmasına dikkat edilmelidir.

– Başın hafifçe göğse doğru düşmesi gerekir.

– Nefesin yukarıdan aşağıya doğru aktığını hayal edin.

– Nefes alırken karın dışarıya verirkende içeriye doğru hareket etmelidir.

Tekniğin Faydaları:

Nefesi temizleyen bir teknik olduğu için öncelikle nefes yollarındaki eski havayı ve tozları temizler. Özellikle vücudun bataryası görevi gören Solar Plexus‘u (Manipura Çakra) yoğun bir şekilde çalıştırdığı için bu bölgede enerji birikimi sağlar. Ayrıca karın bölgesindeki yağların yakılmasında etkili olduğu için, metabolizmayı hızlandırarak zayıflamada destekleyici rol oynar.

Özlem Coşkun

NEFES TEKNİKLERİ (Pranayama)

YOOOGAA

Prana, evrensel yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Bu enerji, evrende varolan her nesnede az ya da çok bulunur. İnsandan taşa kadar herşey evrensel enerjiyle doludur. Prana, bilinç ya da ruh değildir, bir enerji biçimidir; maddesel bedenimize, onun içindeki ruha ve astral bedenimize hizmet eder. Evrensel yaşam enerjisi, tüm vücudu yönetir; vücudun her hücresi prananın kontrolündedir.

Prana sadece eski Hint inançlarında geçen bir kavram değildir. Doğu’ya ait sağlık ve felsefe sistemlerinde de ona rastlarız, Chi ya da Qi olarak…Prana, vücudumuzda nadi (enerji kanalları) ve çakralardan (enerji merkezleri) oluşan bir enerji ağı içinde hareket eder. Bu sistem omuriliğimiz boyunca uzanır.

Pranayı bedenimize nefesle havadan, güneşten, su ve besinlerden alırız. Ayrıca pranayı, bilinçli enerji aktarımıyla eğitimli yogilerden, doktorlardan ya da yoga eğitmenlerinden de almak mümkün.

Evrenden bize akan yaşam enerjisini enerji merkezlerimizin taşıyıcı olan omuriliğimiz boyunca vücudumuzda depolarız, özellikle de bedenin bataryası olarak nitelenen Solar Plexus‘ta yani Manipura Çakra’mızda.

Kuşkusuz pranayı, aldığımız en önemli kaynak nefestir. Nefes teknikleriyle (Pranayama) vücudumuzdaki enerji kanallarını temizleyip enerji merkezlerini doldurarak, pranayı depolayabiliriz. Sonrasında depolanan bu enerjiyi, spritüel gücümüzü artırmak ve manevi hedeflerimize ulaşmak için kullanırız. Bu nedenle nefes teknikleri, yaşam enerjisini kontrol etmemiz için bize sunulan anahtarlar olarak nitelendirilir. Söz konusu kontrol ise nefes alışverişlerinin ritmiyle sağlanır. Bu hususta şöyle bir örnek verilir: Havayı göremeyiz ama rüzgarı görürüz, rüzgar yaprakları salladığında. Pranayı göremeyiz ama nefesi görürüz, nefes ritim bulduğunda…

Doğal Nefes

Doğal nefes, karın nefesidir ve diyaframın çalışmasıyla gerçekleşir; nefesi burundan alıp veririz. Pek çok insan yanlış nefes alışkanlıkları nedeniyle doğal nefes ritmini kaybetmiştir. Bebeklere dikkat edecek olursak, hepsi karın nefesi alırlar. Zira bu nefes aslında bize doğuştan verilen bir yetenektir. Zaman içerisinde ise daha kısa ve hızlı bir nefes olan göğüs nefesi almaya başlarız. Bu nedenle yogadaki nefes tekniklerini uygulamadan önce doğal karın nefesi için alıştırmalar yaparak, bu konuda alışkanlık kazanmak gerekir. Bunun için en etkili çalışma uzanarak, karnımızın üzerine ya elimizi ya da bir ağırlık koyup karın kaslarımızın nefesle gelen hareketlerini takip etmek suretiyle olur.

Peki, doğal nefes nasıl gerçekleşir?

Nefes aldığımızda diyafram kasları alçalır, aşağı inen baskıyla ciğerler daha fazla havayı içine çeker. Nefes verdiğimizde söz konusu kaslar gevşer, yukarıya kaburgalara doğru şişerek kubbe formu alır. Doğal nefeste diyaframa bağlı iç organlar aşağıya doğru hareket eder. Bu da nefes aldığımızda karnımızın dışarıya, verdiğimizde içeriye doğru hareket etmesine neden olur. Aynı şekilde kaburgamız da yukarı doğru hareket eder, ciğerler için alan açarak onların genişlemelerine fırsat verir.

Doğal Nefesin faydaları

Doğal nefesin karın boşluğunda yarattığı hareketler, sağlık için son derece önemlidir. Söz konusu hareketler öncelikle ciğerlerin tam kapasite çalışmasını sağlar. Mide ve bağırsaklara masaj yaparak, bu organların fonksiyonlarını daha iyi yerine getirmelerine olanak verir. Doğal nefes, göğüs ve karın boşluğu arasındaki basınç farkını ortadan kaldırır; mide suyunun yemek borusu gibi daha yukarıdaki organlara çıkmasını engellediğinden reflü ve safra kesesi rahatsızlıklarının giderilmesine yardımcı olur.

Özlem Coşkun

ÇEVRE VE YOGA İLİŞKİSİ

ecoo-4

İnsanoğlu, ekosistemin bir parçasıdır; doğanın biyotik (canlı varlıklar) ve abiyotik (canlıların yaşamlarını devam ettirebilecekleri çevresel koşullar; ışık,iklim,su v.s) faktörleriyle derin bir ilişki içindedir. İnsanın, bu ilişki olmaksızın hayatta kalma ihtimali neredeyse imkansızdır. Ayrıca günlük fizyolojik ihtiyaçlarımızın yanı sıra; tazelenme, huzur, düşüncelerimiz için ilhamı da çevremizden alırız; yani çevre bizim fiziksel varlığımızla birlikte ruhsal varlığımızı da destekler.

Sıraladığımız tüm bu noktalar aslında sadece bizim menfaatlerimizi işaret etmektedir. Peki, ekosistemi bir menfaatler bütünü şeklinde görüp, kendimizi bu sistemin efendisi olarak algılamaya başlarsak ne olur? Yalnız düşünsel gibi gelse de esasen bu tutumla çevreye zarar vermeye yönelik ilk adımı atmış oluruz. Zira çevreye karşı tek taraflı, bencil bakış açımız bir süre sonra davranış biçimine ve karaktere dönüşür. Nihayetinde çevreye verdiğimiz ya da verebileceğimiz zararlarla kendi felaketimizin de kapısını aralarız.
İşte bu noktada yoga ve onun karma felsefesi insanoğlunun ilgili durumuna en net şekilde ayna tutar; insanın kendisi, ekosistem ve tüm evrenle olan karşılıklı ilişkisini eksiksiz anlatır. Karma, maddi ve manevi yaptığımız tüm davranışlar ve onun sonuçları anlamına gelmektedir. En basit örneğiyle karma, tüm varoluşu bir el ve ekosisitemde yeralan varlıkları da bu elin parmakları olarak kabul eder. Elin parmaklarından biri zarar gördüğünde tüm el acı çeker ve zarar görür. Bu örnekten hareketle ekosistemde meydana gelen bir zarar veya aksama da, tüm varoluşu öyle ya da böyle etkilemektedir.
Zaten bunu, son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve çevre felaketleriyle bizzat deneyimliyoruz. O yüzden yoga, bireysel gelişimde çevre ve çevre duyarlılığıyla yakından ilgilenir. Bu kadim felsefede, birey ruh ve beden bütünlüğünü keşifle yola çıkar, sonunda yaratılış ve yaratanla bütünleşerek kendini tamamlar.

Bu doğrultuda yogada uyulması gereken bazı etik değerler vardır; Sankrit dilinde Yama ve Niyama olarak adlandırılırlar yani şartlar ve kurallar… Yamalar beş etik değerden oluşur: Şiddetsizlik (Ahimsa), Doğruluk (Satyam), Duyu kontrolü (Brahmacharya), Çalmamak (Asteya), Sahiplenmemek (Aparigraha).

Çevreyi düşündüğümüzde ise söz konusu etik değerleri şöyle formüle edebiliriz; çevreye şiddet uygulamadan, ona zarar vermeden, dürüst bir yaklaşımla ondan eksiltmeden ve onun sahibi, efendisi gibi davranmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Bu formulü hayata geçirdiğimiz takdirde ekosistemde tüketen bir tiran olmaktan çıkıp, onu çoğaltan ve yeniden var eden gerçek insana dönüşebiliriz.

Özlem Coşkun

GÜNEŞE SELAM (Surya Namaskar)

Özlem Coşkun

Oniki temel hareketten oluşan “Surya Namaskar” Sanskritçe “Güneşe Selam” anlamına gelmektedir. Bu hareketler sağ ve sol olmak üzere en az iki defa tekrarlanır; altı ila oniki kez yapılması tavsiye edilir. Oniki hareket, her biri yılın aylarına denk gelen oniki güneş fazını simgeler; yogadaki asanaların (duruşlar) temelini oluşturur ve belirli asanalarda derinleşmeden önce vücudu ısıtmak ve esnetmek için yapılır; ayrıca zihni canlandırır. Bu nedenle günün erken saatlerinde yapılması tercih edilir, ama günün her saatinde de rahatlıkla yapılabilir. Ayrıca hareketlerin açık havada, özellikle de ormanda veya su kenarlarında yapılması spirüel ve fiziksel etkilerini artıracaktır.

Surya Namaskar, vücudun şeklini korumak, zihni açmak ve sağlıklı kalmak için herkesin yapabileceği basit ancak etkili bir çalışmadır.

Surya Namaskar’ın Faydaları:

– Sırt, eklem ve kas sistemi için son derece faydalıdır. Omurga ve bele esneklik kazandırır, duruş bozukluklarını düzeltir.

– İyi bir kardiyovasküler çalıştırıcıdır ve karın kaslarını güçlendirici hareketler içerdiğinden yağ yakılmasında etkilidir.

– Sindirim sistenindeki pozitif etkileriyle kabızlık ve hazımsızlık sorunlarının çözümüne yardımcı olur.

– Solunumun iyi çalışmasını sağlayarak kandaki oksijen miktarını artırır, bu yolla toksin atılmasına yardımcı olur, zihni açar ve sinir sistemini gevşetir.

– Kan dolaşımını düzenlediği için bağ dokusunun güçlenmesine ve cildin canlanmasına katkı sağlar.

– Adet dönemini düzenler ve menapoz sürecinin olumsuz etkilerini azaltır.

– Düzenli yapıldığında uykusuzluğa iyi gelir, uyku kalitesini artırır.

Surya Namaskar kimlere tasviye edilmez:

– Hamileliğinin ilk üç ayındaki hamile kadınlara tavsiye edilmez. Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde hamileler için geliştirilmiş “Surya Namaskar” hareketleri yapılabilir. Söz konusu hareketler, hamilelik sürecinde annenin sağlığını ve esnekliğini korumasına katkı sağladığı gibi, doğumunda kolay olmasını sağlar.

– Yüksek tansiyonu olanlar ve fıtık hastalarının da dikkatli olması gerekir.

Surya Namaskar nasıl yapılır?

 

YOGADA ENERJİ KANALLARI VE ÇAKRALAR

YOGAÇAKRA

Yoga felsefesine göre astral enerji bedenimizde 72 bin nadi yani enerji kanalı vardır. Bunlardan üçü; Sushumnaİda ve Pingala denilen ana enerji kanallarıdır. İda, sol burun deliğinden, Pingala sağ burun deliğinden başlayan yan enerji kanallarıdır. İda, dişil enerjiyi temsil eder, sembolü aydır. Pingala, eril enerji eder ve sembolü güneştir. Sushumna ana enerji kanalıdır, omurga ile aynı hizadan geçer. Sağ ve sol kanallar İda ve Pingala, Sushumna çevresinde tıpkı bir asa etrafında dolanan iki yılan gibi spiral bir şekilde yer alır.
İda ve Pingala kişinin tekamülü yani yaşam enerjisinin dengelenme sürecidir. Ortada bulunan Sushumna da aydınlanma kanalıdır. Bu üç ana kanal kuyruk sokumunda biraraya gelir. Eğer prana yani yaşam enerjisi, kanallardan bu noktaya inerse “
Kundalini“uyanır. Kundalini, omuriliğin en altında üçgen sakrum kemiğinde yer alan saf yaşam enerjisidir. Sanskritçe Kundala kelimesi sarmal anlamına gelir; birçok iplikçikten oluşur. Aydınlanma gerçekleştiğinde iplikçiklerden bazıları yükselir ve bizi evrensel enerjiyle bir bütün hale getirir. Kundalini, fiziksel, duygusal, mental ve spritüel taraflarımızın bütünleşmiş gücüdür.
Kundalini enerjisi yükselirken çakraları aktive eder. Enerji hareketi esnasında çark gibi dönen bu merkezler, Sanskritçe çark kelimesinden türemiştir. Şayet çakralardan birinde tıkanıklıklık söz konusuysa Kundalininin rahat akmamasından dolayı, o çakraya ait fiziksel, psişik sistemlerde rahatsızlıklar başgösterebilir. Peki, pranayı yani yaşam enerjisini, enerji kanallları aracılığıyla bedenin tüm hücrelerine aktaran 7 enerji merkezi (çakralar) neler, etkileri nedir ve vücudun neresinde yer alırlar
?

1. Çakra – Muladhara (Kök) Çakra : İçinde Kundalini enerjisinin uyuduğu çakradır ve sakrum kemiğinin yani kuyruksokumunun altında yer alır. Ayrıca Kundalinini yükselmesini engelleyen üç düğümden ilki “Brahman Düğümü” burada bulunmaktadır. İkincisi “Vişnu Düğümü” kalp çakrasındadır; üçüncüsü “Şiva Düğümü“dür altıncı çakradadır. Brahman düğümünü çözmek ve bu çakrayı etkin hale getirmek için enerjik uygulamalar ve arınma teknikleri uygulanmaktadır.
– İlişkin olduğu element: Toprak, yeryüzü
– Sembolü: Dört taç yapraklı lotus
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Yeni başlangıçlara hazır olma, güçlü yaşam enerjisi, neşe, psikolojik dayanıklılık, toprakla güçlü bağ kurma, dönüşüm ve yenilenme gücü, hayatta kalma becerisi, agressivite, sahiplenme, cinsel haz ve güç, yere sağlam basma

2. Çakra – Swadhistana (Sakral) Çakra: Göbeğin altında, cinsel bölgenin iki parmak üzerinde bulunur. Cinsel enerjiyi, zihinsel ve bedensel üretkenliği, yaratıcılığı simgeler.
– İlişkin olduğu element: Su
– Sembolü: Altı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organları: Üreme organları, rahim, böbrekler, mesane, vücut sıvıları; kan, lenfler, sindirim enzimleri
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Heyecan duymak, istemek, harekete geçmek, hayal etmek, aile kurmak, üretkenlik, sanatsal yaratıcılık,imajinasyon yeteneği.

3. Çakra – Manipura (Solar Pleksus) Çakra: Göbeğin iki parmak üzerindedir. Anı ve sonsuzluğu deneyimlemeyi simgeler. Özsaygı ve özgüvenin yerleştiği çakradır, yayılımı güneş gibi olduğu için Solar Pleksus olarak da adlandırılmaktadır.
– İlişkin olduğu element:Ateş
– Sembolü: On taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Sırtın alt bölgesi, karın boşluğu, sindirim sistemi, mide, karaciğer, dalak, safra kesesi, otonom sinir sistemi
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Sıcaklık, güç, servet, toplumda yer edinme, toplumsal statü, iddialı olma, deneyime açık olma, büyüme ve gelişme, özgüven, açık sözlülük, analiz ve sentez yeteneği, bilgelik

4. Çakra – Anahata (Kalp) Çakra: Sushumnanın ortasında, kalbin ve akciğerin bulunduğu bölgede yer alır. Teslimiyetin, fedakarlığın,ve saf sevginin merkezidir. Bu çakrada yaşanan farkındalık sayesinde ben olmaktan biz olmaya geçiş yaparız.
– İlişkin olduğu element: Hava
– Sembolü: oniki taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Kalp,sırtın üst bölgesi, göğüskafesi, göğüs boşluğu, akciğerlerin alt bölgesi, cilt, kan ve kandolaşımı.
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Sıcaklık, sevencenlik, cömertlik, bağ kurma, sevgi, uzlaşma, yaşamda ve sosyal ilişkilerde ahenk, egonun aşılması, ilahi sevginin keşfi, gölge duyguları; korku ve bağımlılık.
Kundalini enerjisi bu çakrayı aydınlattığında korku ve bağımlılık aşılır; bütün sorunlarımız,şüphelerimiz son bulur.

5. Çakra – Vishuddha (Boğaz) Çakra: Boğazın ortasındadır. İletişimin, bilme ve anlamanın merkezidir; iç dünyayımızı dış dünyaya taşıyan köprüdür. Sesin ve sözlere dökülmüş düşüncenin gücünü bu çakra ile keşfederiz. Bunun bilincine vardığımızda yaşantımızı sözlerimizin gücüyle değiştirebileceğimizin de farkına varırız.
– İlişkin olduğu element: Gökyüzü, hava
– Sembolü: Onaltı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Boğaz, boyun, çene bölgesi, kulaklar, ses telleri, nefes borusu, bronşlar, üst akciğer bölgesi, yemek borusu, kollar
– Psikolojik ve sosyal etkileri: İletişim, bilgi ve deneyimlerin etkin aktarımı, gelişkin kendini ifade yeteneği, ilahi esin kaynağına erişim, bağımsızlık duygusu, dil ve yazma yeteneği, gölge duyguları; kıskançlık, hükmetme veya hükmedilme eğilimi.
Kundalini enerjisi bu çakrayı açtığında kötü hislerimiz temizlenir ve bu, sesimize, kendimizi ifade etme biçimimize yansır ; bize bütünle bağlantı imkanı verir, çevremizle bir bütün olduğumuzu hissetmemizi sağlar.

6. Çakra – Ajna (Üçüncü Göz) Çakra: Alnın gerisinde, iki kaşın ortasında, burun kökündedir; sezgisel bilginin ve kendini bilmenin merkezidir. Bu çakranın etkin hale gelmesiyle ruhsal farkındalığı besleyen duyu ötesi algılamalar gelişir; maddeye olan bağımlılık ortadan kalkar ve derin bir maneviyatla kişi gerçekte kim olduğunu bilmeye başlar.
– İlişkin olduğu element: Yok (zamansız ve mekansız)
– Sembolü: Doksanaltı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Yüz, gözler, kulaklar, burun, sinüsler, beyincik, merkezi sinir sistemi
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Entellektüel kavrama, rasyonel ve bütünsel düşünme, Tanrısal sezgiyle bilme, hayalgücünün işlevselleştirilmesi, zaman ve mekanın ötesinde kavrama yeteneği.

7. Çakra – Sahasrara (Taç) Çakra: Kafatasının en üst noktasındadır, bilgi merkezimizdir; diğer çakra enerjilerinin tümünün kaynağı ve başlangıç noktasıdır. Bu çakra, farkındalığın ve insan mükemmelliğinin ulaştığı son merhaledir.
– İlişkin olduğu element: Yok
– Sembolü: Bin taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Beyin
– Psikolojik ve sosyal etkileri: İçe bakış, aslolana odaklanma, sınırların aşılması, varlıkta Tanrısal ışığı keşfetme ve maddeye nüfus edebilme, Bir- olanla bütünleşme, Birliğe aşkla bağlılık…

Özlem Coşkun

 

 

 

 

 

RUHUN BEDENLE DANSI: YOGA

Down to Earth

Yogaya dair merak edilen sorular…

Son yıllarda öyle ya da böyle bir şekilde yolumuz yogayla kesişmiştir; ya yoga yapan bir tanıdığımız vasıtasıyla veya sağlıklı yaşam alternatifleri ararken…

1950‘lerden itibaren Batı’ya yayılmaya başlayan yoga, buradaki kültürlere uyumlanma sürecinde belirli özellikleriyle tanınır hale gelmiştir. Bu çerçevede genellemelerden istifade edilmiş, özellikle Asanalar (yoga duruşları) spor, pranayamalar (nefes teknikleri) stres azaltıcı çalışmalar ve meditasyon dini ritüel olarak bilinmeye başlanmıştır. Peki, yogaya mal olmuş bu yaklaşımlar ne kadar doğrudur…

Yoga bir spor mudur?

Yogada yer alan asanaları incelediğimizde her birinin mükemmel bir kas-denge-koordinasyon birliği ve esneklik çalışması içerdiğini görürüz. Ayrıca söz konusu duruşların tamamı bir organa ve belirli ruhsal etkilere karşılık gelmektedir. Bu sayede beden esneklik ve güç kazanırken sinir sistemi de gevşemektedir. Yani yoga, yorucu genel sporlardan farklı olarak hem fiziksel olarak geliştirir hem rahatlatır. Zaman içinde bedensel ve ruhsal bir birlik yakalanır…Ve beden sınırlarını genişletir, ruh özgürleşir. Bu durumda yoga için şunu söylemek mümkündür: İçinde spor barındırmakla birlikte bunun ötesinde bir aktivitedir; yoga kendimizi ve sağlıklı yaşamı bir bütün olarak keşfetme yolculuğudur.

Beraberinde her bedenin farklı olduğununun, farklı koşullanmalarla şekillendiğininin altını çizmekte de fayda var. Bu yüzden yogada spor dallarında olduğu gibi bir başarı ölçütü ya da kategori yoktur. Yoga bireysel bir tecrübe, bedenin ve ruhun farkındalığına varılan bir kılavuzdur.

Yoga strese yönelik midir?

Pranayamalar yani nefes tekniklerine gelince onlar da asanaların bir parçasıdır ve gerek asanalar esnasında gerek bu teknikleri birebir uygularken dikkatimizi nefesimize vermemiz gerekir. Nefese odaklanmak ise bir anda bedenimizi, bedenimizdeki kasılmaları, gerilimleri fark etmemizi sağlar, sırf bu bile rahatlamamızın kapısını açar. Zihni meşgul eden negatif düşünceler bertaraf edilir, yaşam enerjisi yükselir ve bu yanıyla pranayamalar kesinlikle stres azaltıcı bir etkiye sahiptir. Ancak bu, pranayamalar için yeterli bir açıklama olmayacaktır, çünkü düzenli yapılan pranayamalar yaşama bakış açımızı, sosyal ilişkilerimizi değiştirecek, ruhsal hatta bedensel hastalıklarımızı iyileştirebilecek güçtedir. Ayrıca böylesi dönüştürücü bir güç evrendeki yerimizi fark etmemizi ve evrensel enerjiyi kullanmamızı sağlayacaktır.

Yoga bir din midir?

Yogaya dair tartışılan bir diğer konu da yoganın bir din olup olmadığıdır. Yoga bir din değildir; en basit anlamıyla gerçek ve kalıcı mutluluğa, giden bir yoldur, bireyin özüne uzanan bir gelişim sürecidir. Yoga kişinin beden, ruh ve zihninin arınıp, dinginliğe, sonsuz mutluluğa ulaşılmasını ve evrensel enerjiyle birleşmesini amaçlar. Bunun için belirli teknikler ve sistemler vardır, dogmalar yoktur; yani yogada inançtan çok deneyimlersiniz, hissedersiniz ya da hissetmezsiniz… Her şey sizde başlar sizde biter; hangi dini inançtan geldiğinizin, inandığınızın ya da inanmadığınızın bir önemi yoktur. Bu, tamamen sizin deneyimlerinizle şekillenecek bir yoldur.

Özlem Coşkun