MASKE KİMLİKLERLE YAŞANAN KOCA BİR YALAN BİZİMKİSİ!

MASSKE

‘BEN’ doğası gereği, kendisini ifade etmek için farklı yollara ihtiyaç duyar. Ancak onun bu ihtiyacı, çevresinin taleplerine ve toplumsal yaşamın şartlarına genellikle ters düşer. Bu tersliği aşmak amacıyla ‘BEN’ bir maske geliştirir ve bu maskeyi düzenli olarak kullanmaya başlar. Biz, bu maskeye ‘persona‘ ya da maske kimlik diyoruz. ‘Maske Kimliği’ bireyi kuşatır ve onun davranış biçimini belirleyerek çevresine uyumunu düzenlerken, aynı zamanda çevresinin talepleriyle içyapısının uzlaşmasını da sağlar. -A. Dalberg-

İster aile içinde olsun, ister iş ve sosyal çevremizde, yüzümüzde bir maske ile dolaştığımızı kabul edelim. Bizi buna mecbur eden biraz da toplumsal yasalar ve kendi iç özümüze duyduğumuz güvensizliktir. Öyle ki, Yüksek Benliğimiz karşı çıksa bile zaman zaman kendimizi istemediğimiz durumların içinde bulur, o aşılmaz dediğimiz sert duvarlarımızı bile yıkabiliriz.

Maskem olmadan çıkmam abi!

Kabul edelim ki, bazı durumlarda kendimizi korumak ve sosyal ortamlarda çoğu zaman faydalı olabiliyor bu maskeyi takmak. Benim de maskelerim var ve bazen çok işe yarıyorlar. Hatta bazen eğlenceli de olabiliyor. Ama yalnız kaldığımda ya da aynaya baktığımda BEN oluyorum, sadece BEN! Korkularım, yetersizliklerim, öfkelerim, çaresizliğim yansıyor aynaya tüm çıplaklığıyla… Görmemezlikten gelmiyorum negatif yanlarımı, kabulleniyorum hatta. Öz-benliğimi seviyorum her haliyle.

En büyük etken dışlanma korkusu

İnsanoğlunun varoluşundan beri koloni halinde yaşayan bizler, doğal olarak genlerimize işleyen toplum içinde varolma içgüdümüzle hareket ederiz. Dışlanma ve ötelenmenin verdiği korku ile kimliğimiz arasında bocalarız. Kişiliğimiz ile maskelerimiz arasında gider geliriz yaşam boyunca. SONUÇ: KENDİ BİLİNCİMİZ TARAFINDAN DIŞLANMA! Evet, içten içe kendimizi yargılamaya başlarız. (Boşukları doldurun) ‘Ben aslında………….. bir insanım, ama işte o an …………. şeklinde davranmam gerekti.!’ ‘Ben aslında bunun böyle……………..olduğunu düşünüyorum, ama işte o an …………….. olduğunu süyledim!’ vesaire vesaire….

Peki, takındığımız maske kimlikler bizi nereye götürüyor: KAOS’a. Kaos içindeki benlik bazen bu tuhaf yapıya ayak uydurabiliyor. Maskeyi taktığın anda kimi zaman daha mutlu olduğunu itiraf edebilirsin kendine. ‘Amaaan o an için ……….öyle olması gerekiyordu yoksa……….. olurdu. Hiç değilse kafam rahat etti!’ Etti mi gerçekten?

– Bunu ne kadar sıklıkla yapıyorsun?

– Zamanının çoğunu öz-benlik ile mi yoksa maske kimlikle mi geçiriyorsun?

Yaşamında hangi rolleri üstleniyorsun? Bu roller seni ne kadar tatmin ediyor?

– Hangi durumlarda maske kimlik kullanmak zorunda hissediyorsun? Ve bu sana ne hissettiriyor?

– Çevren seni nasıl tanımlıyor? Bu tanımlamadan memnun musun?

– Sen kendini nasıl görüyorsun? Bu seni ne kadar tatmin ediyor?

Sevdiklerini incitme-incinme korkusu

Onları incitmemek uğruna kendini incittiğinin farkına varman için daha ne kadar takacaksın o maskeyi? Daha ne kadar çalacaksın hücrelerinden yaşamsal enerjini? Ne kadar eşsiz ve değerli olduğunu bilseydin sırt çevirmezdin pervasızca kendine!

Yersiz yere egonun fitilini ateşlemek!

Ah o kendini savunmasız hissettiğin an taktığın o maske var ya, işte o zaman bütün korkuların ve kendine olan güvensizliğin nasıl da su yüzüne çıkıyor bilemezsin. Ama dışarıdakiler biliyor bunu. Bilseler ne fark eder ki, onların da maskeleri var. Bol gişeli bir tiyatro sahnesi sanki.

(Sen yine de yeri geldiğinde egonu biraz şımart bence!)

Başkalarını etkileme içgüdüsü ve kendini saklama

İşte maske kimliği kullanmanın bir sebebi daha! Onların üzerinde olmadığın ama olmak istediğin etkiyi bırakmak. Ne kadar başarılı olacağın tamamıyla senin rol yeteneğine kalmış. Maske kimliği (persona), toplumsal kişilik yaratmak için kullandığını biliyorum. Seninse bilmen gereken şey; kendi benlik ve öznel kişiliğinden gitgide kopuyor olman. Kendine ne kadar yabancılaştığını gör artık. Kimden ve neden saklıyorsun kendini? Yetersizlik veya üstünlük duygusu ve bilinçli olarak yapılan hedefe yönelik davranışlar…ve yine takılan maskeler…

….ve kaçınılmaz son!

Sorun, kişi sahte kimliği ile özdeştiğinde başlıyor ve maskesini çıkaramaz hale geliyor. Jung der ki; dışarıya bakan rüya görür ve hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır ve kendini keşfeder.

Bilinçdışında bastırdığın gerçek kimlikli sen ile egonun deneyimlemek istediği maske kimlik arasındaki savaştan kim galip çıkar bilemem ama, böyle yaşamaya devam edersen….SONUÇ: Kişilik bozukluğu, nevrotik rahatsızlıklar, çoklu kişilikler!

Nevroz, bir kişinin sebebini bilmediği ya da az bildiği iç çatışmalarla beraber, toplumsal yaşama uymak için göstermiş olduğu çabalardan kaynaklanan ciddi davranış bozukluğudur. Kişinin kendi özgürlük bilincini yadsıması, yani bir ömür boyu bir yalanı yaşamasıdır.’ (J.P. SAETRE)

Şimdiden acil şifalar diliyorum (Sözüm meclisten dışarı)!

Sevgilerimle… Funda Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s