İLİŞKİLERDE EGONUN PANZEHİRİ: GERÇEK AŞK!

ASKKK.jpg

Gerçek Aşk, bir kuşun kanadında değil, kendi kanatlarınla uçmaktır bilinmeyen diyarlara. Kayıtsız kalmaktır olup bitene. Doğum sancısıdır yeni bir ben yaratmanın… Yaşamın bir anlamı olmasını kavramaktır. Bilincin uyanmasıdır. Var olmaktır, nefes olmaktır. Onda bir SON yoktur, kilitli bir sır kapısı yoktur. Bir bedeli de yoktur.

Gerçek Aşk, kendi bilinmezliğinin şifresini çözmektir. Özgürdür, cenneti şimdi, burada yaşamaktır. Tabu yoktur, korkular yoktur. Çünkü engelleri aşabilecek kadar güçlü hissedersin kendini. Kıskançlık, şüphe yoktur. Gerçek Aşk’ta sevişmek, muazzam bir enerjinin evrene yayılmasıdır. Şehvetin sanata dönüştüğü andır. 

Ego, kırılgandır, çabuk incinir. Rekabete girer, hırslıdır, başka hemcinslerinden daha üstün, daha güzel ve daha güçlü olduğunu düşünür. Çelişkilerle doludur, sürekli sorun üretir. Rutini sever, çünkü değişimden hoşlanmaz. Özgürlüğü ister, ama asla özgür olamaz. Bilir ki özgürlük, risk almaktır. Oysa seçtiği doğru ve yanlış kararların sorumluluğunu üstlenmekten korkar. Sürekli cennete ulaşmak için arayışlara girer. Mükemmelliyetçidir. Sosyal güvence için tabulara boyun eğer. Ego, aşkta bağımlıdır, bağlılık ister. O’na göre Aşk, acı çekmektir, ateşlerde yanmaktır. Kendi kişiliğini köle eder, ilişkisini hapsetmek ister. Partnerine baskı kurar, kontrolü elinde tutmaya çalışır. Ya bedenini saklar kendine ya da pervasızca sunar herkese. Arzu edilmemekten korkar, ailesinden korkar, dinden korkar bazen.

Gerçek Aşk, egodan çok uzaklarda yaşanır…

Yaşanan ilişkiler unutulur ama Gerçek Aşk hep var olur. Gerçek Aşk’ta akitler yoktur. İspat edilmeye de ihtiyacı yoktur. Oysa aşkımızı ispatlamak için atmıyor muyuz imzaları? Sözler veriliyor iyi günde, kötü günde… Bu sözleşmeler kaybetme korkusu ve partnerimize duymadığımız güvenle alakalı değil midir? Yalnızlık ve gelecek korkusundan kaynaklanmıyor mu? Evlilik, esaretin yasallaşması değildir de nedir? Toplum baskısını göz ardı edebilir miyiz? Gerçek Aşk’ın yeminlere de, sözleşmelere de, toplum baskısına da ihtiyacı yoktur. 

Egoyu ehlilleştirmekten geçiyor Gerçek Aşk’ın yolu…

Kişi, her şeyden önce kendi benliğini iyi tanımalı ve özünü kavramalıdır. Narsizme düşmeden kendini sevmeyi öğrenmelidir. Kendini seven, tanıyan kişi, alt benliklerde dolaşmaz. Zihni bilinçlidir, güven, korku, kaygı ve komplekslerden uzaktır. Bu dalga boyunda yaşayan insan Aşk’a düşmekten korkmaz. Hesapsızdır, bilir ki ortada ödenecek bir bedel yoktur.

Haydi uyanın millet Gerçek Aşk’la BİR olmaya gidiyoruz…!

Funda Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s