İÇİMİZDEKİ ÇOCUK MEDİTASYONU

Siz hiç saçını okşadınız mı çocukluğunuzun?

chıld-2.jpg

Biz büyüdük… Torunları olanlar bile var. Hayat gayesi işte. Okul, iş hayatı, ikili ilşkiler derken biraz da yıprandık, yorulduk. Dertlerimize adadık kendimizi, endişe ve kaygıları, hayal kırıklıklarını biriktirdik içimizde. Yaşamın getirdiği yüklerin altında ezildik çoğu zaman. Biz büyüdük… Ya içimizdeki çocuk? O hala saf bilinçte ve hala masum. Bir gün onu hatırlayacağımız zamanı bekliyor kocaman sabırla. Ruhu o kadar temiz ki küsmüyor bize onu unuttuğumuzu bildiği halde.

Siz hiç saçını okşadınız mı çocukluğunuzun? O şımarık gülmelerine ortak oldunuz mu? Korktuğunda göğsünüze yasladınız mı? Elinden tuttunuz mu hiç çocukluğunuzun? Gözyaşlarını sildiniz mi? Sevgi ve şefkatle beslediniz mi küçük yüreğini? Çığılıklarını duydunuz mu?

Bir iyilik yapın kendinize en masumundan, en tatlısından. Derinlerde bir yerlerde bıraktığınız çocukluğunuzla buluşun. Onu dinleyin, anlamaya çalışın, onu kucaklayın tüm kalbinizle. Size neler anlatacağını, ne kadar büyük bir huzur vereceğini tahmin bile edemezsiniz!

Çocukluğunuzla zaman geçirme saati başlıyor…

Meditasyon duruşuna geçin. İster oturun veya uzanın yeter ki bedeniniz rahat etsin.

Diyafram nefesiyle başlıyoruz. Derin bir nefes alın ve yavaşça verin. Birkaç kez tekrarlayın. Bırakın biraz başınız dönsün. Düşünceleriniz tamamıyla nefesinizde.

Tüm dikkatinizi kalbinize verin. Kalbinizin atan sesini dinleyin. Ne büyük bir mucizedir kalbimiz! Kalbinize sevgilerinizi gönderin. Kalbinizden çıkan kocaman pembe ışığı hissedin. Şimdi kendinizi küçültün ve kalbinizin içine girin. Şimdi kendi kalbinizin içindesiniz. Etrafınıza bakın kimbilir neler göreceksiniz.

Kalbinizin içinde bir yerde çocukuluğunuzun yaşadığı bir odaya açılan bir kapı var. Kalbinizin duvarlarında bu kapıyı aramaya başlayın. Buldunuz mu? Kapıya doğru yavaş yavaş ilerleyin

Şimdi altın renkli bir kapının önünde duruyorsunuz. Bu kapının arkasında içinizdeki çocuk sizi bekliyor. Ve siz onunla yüzleşmeye hazırsınız.

Kapıyı açın ve içeriye girin. Odayı inceleyin. Nasıl bir oda? Küçük mü, büyük mü? Duvarlar ne renk? Çocuk nerede?

Çocuğu bulun ve ona bakın. Nerede ve nasıl oturuyor? Üstünde ne var? Çiçekli elbisesini mi giymiş ya da o çok sevdiği tulumunu mu? Yanına yaklaşın ve gözlerine bakın. Gözleriyle size ne anlatmaya çalışıyor? Biraz küskün olabilir mi? Ya da onu hatırladığınız için çok mu mutlu? Onu kucağınıza alın. Ona, onu ne kadar çok özlediğinizi söyleyin. Onu bunca yıl ihmal ettiğiniz için ondan özür dileyin.

Ona sımsıkı sarılın ve onunla bütünleştiğinizi hissedin. Ne kadar da çok ihtiyacı varmış sevginize, şefkatinize değil mi? Onunla sohbet edin size anlatacağı o kadar çok şeyi var ki? Yalnız olmadığını söyleyin ona. Artık korkmamasını, sizin her zaman onun yanında olacağınızı söyleyin.

Elele verip her tarafı sevgiyle doldurun. Onun o masum kahkahalarına ortak olun. Onunla oyunlar oynayın. Odanın her yerinde dans edin…Odanın duvarları sizin mutluluğunuzla çınlasın.

Bir süre sonra yavaşça onu yere bırakın. Şimdi gideceğinizi ama onu sık sık ziyaret edeceğinizi söyleyin. Küçük bir öpücük kondurun yanağına. Kapıdan çıkın. Kapıyı kapatın. Ve odanın sevginizle dolu olduğundan emin bir şekilde koridorlardan geçerek tekrar kalbinize dönün. Kalbinize teşekkür edin.

Yavaşça oturduğunuz veya yattığınız yere dönün. Kollarınızı ve bacaklarınızı, başınızı ve boynunuzu hissedin. Hazır olduğunuzda yavaşça gözlerinizi açın.

Sevgilerimle…. Funda Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s