KOÇLUĞUN TUTKUYA DAVETİ

Ancak gerçek bir düşleyen rahat olabilir. Düş güvenliktir.’
Tanrılar Okulu

Koçluk yolculuğum bir soru ile başladı ve şimdilerde sorusuz başlangıçlar yapmak mucizeleri geri çevirmek ile eş değer benim için tıpkı bir makalaye başlarken olduğu gibi…

Varsayalım ki, bir mucize oldu ve ilk insandan bu yana kodlanılan sayısız düşünce ve davranış kalıbı insan beyninin karmaşık yapısında anlam kazanarak bütün nörolojik yolları açığa çıkardı. Liste önünüzde, tüm bu yolların farkında olmak sizin için ne anlam ifade eder?

Benim için, tek kelime ile özgürlük aslında. Özgürlüklere açılan bir kapı, bilinen her şeyin ben dilinden yeniden ifade edilebilmesi, anlamlandırılması, yeni yolların inşaası, farklı zihinlerin buluşma ve bütünleşme noktası, bizin keşfi, hayallerine ulaşmanın ve kendini gerçekleştirebilmenin bin bir çeşit anahtarı…

Yeni bir cennet insan bilincinin değişim geçirmesidir ve yeni bir dünya bunun fiziksel alemdeki yansıması olacaktır.’ (Tolle, 2006,s.35)

Yaşadığımız dönemde; insan psikolojisi ve davranışsal eğilimler, spiritüel çalışmalar, enerji teknikleri hatta tasavvufi yaklaşımlar bu anahtarları keşfetmek ve insanı zihinsel ve ruhsal anlamda yüceltmek için çeşitli yollar deneyimliyor. Bilimin, insan beyninin yapısına ilişkin her açılımı ve yüklenilen her yeni anlam bilmeceyi daha da derinleştiriyor ve bu konudaki açlığı gün geçtikçe körüklüyor. İhtiyaç ise, işte tam bu noktada beliriyor: Bu derin boşlukta kendini kaybedenler, ümitsizliğe kapılıp boşvermişliğe sarılanlar, kendilerinden vazgeçip hayata teslim olanlar, kendilerine miras kalan davranış kalıplarını kaderi sananlar, kendi mucizelerinin farkına varıp umudunu hiç yitirmeyenler ve daha binlercesi. Çünkü farklı değer yargılarına sahip her insan farklı davranış kalıpları geliştiriyor ve bu kalıplar anlık değişimler ile birlikte sürekli yenileniyor. Değil farklı bireylerin tek bir bireyin bile beyin sisteminin çalışma hızı ve şekline erişmek gün geçtikçe daha da gizemli bir hal alıyor.

Koçluk; tam da bu karmaşanın içine doğan çözümleyici bir güç, yaratıcı enerjileri açığa çıkarmak için sisteme girilmesi gereken şifrelerin üretim merkezi bence. Her bireyin kendi şifresini çözüp insanlığa teslim etmesi için başvurulan, bilimle açıklanıp sevgiyle kabullenilebilen akılla sahiplenilebilen ılımlı bir liman. Limana uğrayan tüm misafirleri, serin dingin rüzgarlarıyla denizlerden okyanuslara uğurlayan tılsımlı bir enerji kaynağı. Değişim, gelişim ve dönüşümün el değiştirerek farklı kalplerde vücut bulmasına ön ayak olan böylece bütünsel bakış açısı için çıkardığı davetiyeleri dünyanın dört bir yanına salan bir haberci…

Koçluk yaklaşımına gerçek kimliğini teslim etmek için elbette yıllar önce yaptığı sıra dışı çalışmaları ile insana farklı bir perspektiften bakmayı başaran Dr. Milton Erickson’ı anmak gerekiyor. İnsanlığa döneminin algılarının çok ötesinden seslenen Erickson, insanoğlunun bilinçaltında keşfedilmeye değer bir hazine olduğu fikrini sanki gelecek nesillere haykırıyor. Koçluk eğitiminin ilk modülünde ard arda sıralanan beş Erickson prensibi karşınıza çıktığı anda kendinizi istemsizce defalarca sorgulamak durumunda kalıyorsunuz. Bilerek yaptığınız, rutine bağladığınız her şeyin aslında zihninizi meşgul ettiğinin farkına varmak ve bildiğinizi bilmediğiniz alanda koca bir kütüphanenin saklı olduğunu öğrenmek büyük ikramiyenin biletinize vurması gibi bir şey. İkramiyeyi nasıl değerlendireceğiniz ise size kalmış çünkü davranışlarınızın farkına varmak ve davranış değişikliği yaratmak tamamen kendi elinizde. Tam da ‘nasıl oluyor da oluyor’ şeklinde düşünmenize neden olan türden prensipler: ‘Her insan tam ve bütündür.İnsanlar ihtiyaç duydukları bütün kaynaklara sahiptir. Her davranışın arkasında olumlu bir niyet vardır. Her insan o an için bildiğinin en iyisini seçer. Değişim kaçınılmazdır.’ İçine girdiğiniz koçluk yolculuğu tüm bunları deneyimleyerek öğrenmenize aracı oluyor ve öğrendiğinizde hiçbir şey eskisi gibi sıradan olmuyor.

Erickson Koçluğu’nun mimarı Marilyn Atkinson’un ifade ettiği gibi, tutkunuzu yaşamaya karar verdiğinizde ve gerçekten istediğiniz şeyi yapmaya koyulduğunuzda şaşırtıcı şeyler gerçekleşmeye başlıyor. Evrenin yanıbaşımızda olduğuna inanmaya başlıyoruz ve böylesine kesin bir inançla her şey mümkün oluyor. (Atkinson,2008,s.13)

Arzu ettiği kararı verebilmek belki de günümüz insanları için aşılması en zor engellerden biri. Dışarıdan gelen gürültüler öylesine baskın ve yoğun ki, iç sesimizi kolaylıkla kısmaya ve bakış açımızı daraltmaya yetiyor. Bandler; ‘insanlar yüzyıllardan beri bakış açılarından bahsetmiş, fakat bunu gerçek anlamı ile değil nedense bir metafor gibi yorumlamışlardır. Dolayısıyla kendi bakış açılarını değiştirmeyi sağlayacak talimatları verebilmeleri de söz konusu olmamıştır. Oysa attığımız herhangi bir adım, yüzlerce ihtimal içerisinde sadece bir tanedir.’ (Bandler ve Grinder,2012,s.54) ifadelerini kullanırken insanın bu konudaki bilinçsiz zenginliğine vurgu yapıyor. Koçlar, koçluğun bir bilim ve sanat olarak ortaya koyduğu araç ve yöntemleri kullanarak bu zenginliğe giden kapıları açan yol arkadaşları olarak sahnedeki yerlerini aldıklarında ise engeller kaybolmaya başlıyor.

mood-a-bottle-a-letter-note-message-beach-sand-sea-river-water-sea-background-wallpaper-widescreen-full-screen-widescreen-hd-wallpapers-background-wallpaper.jpgKoçluk, hayatınıza girdikten bir süre sonra kendi serüveniniz olmaktan da çıkıyor. Kendiniz için deneyimlediğiniz süreçleri çevrenizdeki tüm insanlar ile paylaşma, farkındalık ve fayda yaratma isteği adeta sorumluluk alanınıza ekleniyor. Mesafe katettikçe yerini istek ve arzuya bırakan bu sorumluluk duygusu gerçek mutluluğa dair önemli ipuçlarını yakalamanıza aracılık ediyor. Bu nedenle, süreç mutlak bir fedakarlığı hakediyor.

‘…İnsan aydınlanmasının ön koşulu şudur: Önce kendin için gerekli gördüğün şeyi yap. Seçtiğin yolculuğa tek başına çık ve bu yolculuğun onuru çevrendeki insanlara aynı anda yansıyacaktır çünkü bir kişinin niyeti her zaman bir çok kişiyi etkiler.’ (Carroll,2009,s.58)

Koçluktan ilk söz ettiğimde genel olarak aldığım tepkiler, meraklı gözlerin içine iliştirilmiş endişeli bakışlardan ibaret oluyor. Prensiplerimizi canı gönülden onaylayan herkes, iş bir sonraki adım için randevulaşmaya geldiğinde beden dillerinin samimiyetine yenik düşüyor. Daha önce ifade ettiğim açlık doyum için kendilerini zorlasa da içlerini kemiren kuşku, elmanın zehirli olabileceği fikrini masal kitaplarının dışına gerçek hayatın tam kalbine yerleştiriyor. Demek istediğim o ki, koçlukta ilk yapılması gereken, zehirli olarak etiketlenen o elmayı iştahla yiyip sindirmek sonrasında misafirlere güvenle ikram etmekten geçiyor. Başlangıç için, koç konumu biçilmiş kaftan. Ön yargısız, nötr olmayı, fil kulağıyla dinlemeyi, tavsiye defterini kapatıp kamera konumuna geçmeyi şart koşan koç konumunu layıkıyla özümsediğinizde zaten ne sizin ne de müşterilerinizin güvenli alanın dışına çıkması mümkün olmuyor.

Öte yandan, koçluğun bir bilim olarak yaşamın içerisinden çıkardığı tüm ilkeler bu güvenin sağlanmasında size destek veriyor. Bu farkındalıkla çevrenize baktığınızda Erickson prensiplerinin hayat bulmuş örnekleri ile karşılaşıyorsunuz. Koçluk yolculuğunda ilerlemeniz için gereken itici gücü, girdiğiniz virajlardaki bu örneklerde buluyorsunuz. Tıpkı, Malatya gibi bir lokasyanda koçluk defterini kapatmak zorunda kaldığım günlerin ardından karşıma çıkan esrarengiz kadın gibi. Havaalanında yolcumuzu uğurlamak için beklerken gözüme takılan; dış görünüşü, duruşu ve bakışlarına farklı anlam yükleyip etiketlediğim ve hala adını sanını bilmediğim bir kadın. Hatta utanarak itiraf etmek istiyorum ki; ‘gel de şimdi bu insanlara koçluk yap, zavallı kadın kocası gelsin de kendisini götürsün diye her şeyden habersiz öyle bekliyor’şeklinde düşünmeme neden olan görüntünün sahibi.

Bir anda ortalık karışıyor ve sanki bir kamu spotunun çekimine başlıyoruz. Giyimi kuşamı yerinde, belli ki yeni evli genç bir kadın deyim yerindeyse çığlık çığlığa karşısındaki polis memuruna bağırıyor. Sorun, elindeki parfümün kurallar gereği uçağa alınmaması ama kadının öfkesine ve çevresine verdiği zarara bakalırsa sanırsınız bir devlet meselesi. İşte o an kocasının almasını beklediğim o kadın devreye girip, polisler ile konuşuyor kendince bir ara yol bulmaya çalışıyor. Sonra sanki düşüncelerimi okumuş gibi yanıma gelip oturuyor ve başlıyor anlatmaya. Hemcinslerimizin böyle davranarak toplumdaki tüm kadınlara zarar verdiğine, bir parfümün bu durumla ölçülemeyecek kadar değersiz olduğuna ancak bu durumun kadının elinde olmadığına, kadının psikolojik sorunları olup şu an bir patlama yaşadığına, aynı vücudumuzun herhangi bir yerinde beliren diğer hastalıklar gibi bu durumun tedavi edilmesi gerektiğine, bir bağırmada bin beyin hücresinin öldüğünün kendisine hatırlatılmasına, insanın değişen ve gelişen bir varlık olduğuna, istediği her şeyi gerçekleştirebileceğine, o güce sahip olduğuna, kendisine inanması gerektiğine kadar aynen bu ifadeleri kullanarak şok edici cümlelerini bir bir sıralıyor. Sonrasında, üstüne kuma getirdiği için eşinden ayrıldığını ve biri özürlü beş çocuğunu büyütüp okutarak iş sahibi yapma hikayelerini anlatıyor. Biri avukat, biri hakim, biri doktor, biri devlet memuru çocuklarından söz ederken mesleklerine ve seçimlerine dair birlikte nasıl yol aldıklarını aktardığında tüylerim diken diken oluyor. Çünkü sonuca giden yoldaki düşünce sistemi ve bunu hayata uygulaması Erickson prensiplerinin ta kendisi. Ve ayrılırken sarfettiği o cümleler : ‘Olumsuz ne yaşadım ne duydumsa arkama atıyorum, yaşama olduğu yerden devam ediyorum.’

‘…İnsan yoldan ayrılmaya niyet ettiği anda, kendisi için yeni bir gelecek yazmaya başlamış olur. Yaşamını daha iyi kontrol edebilmek ona huzur verir ve bu insan amacı deneyimler’ (Carroll,2009,s.159-160)

Bu küçük örnekten de çıkarabileceğimiz gibi, Erickson koçluğu ile ortaya koymak istediğimiz şeyin özünde, hayatın koşuşturmacasında unuttuğumuz doğallığımızı yeniden yakalamak olduğunu söylemek mümkün. Doğallın özgürlüğü, özgürlüğün de hayata geliş ve gelişim amacımızı destekleyen unsurlar olduğunu hatırladığımızda kendi esaretimizden kurtulmak belki de düşündüğümüzden çok daha kolay olacak. Her ne kadar, şimdilerde bu doğal dengenin yerini genetiği değiştirilmiş organizmalar gibi sahte hormonlarla dolduruyor, kumdan kaleler yapıyor ve aslında dengesizliği deneyimliyor olsak da nesiller ile evrilen bilginin, insanlığa kendi doğası ile barışıp öz değerlerini selamlaması için alan açması kaçınılmaz görünüyor. Erickson prensiplerinin her birimizin formunda yeniden yaşama taşınması bu nedenle çok önemli. Çünkü, Erickson’un söylemleri kanıt bulduğunda bir uyanış başlıyor ve insanlar o an için sahip olduğu kaynaklar ile gerçekleştirebileceği hayallerinin peşine düşüyor.

Tabi yolun bu kısımlarına ulaşmak için de bir süreç gerekiyor. Bulunduğum ortamdan yola çıkacak olursam, gözlemdiğim en derin basamak bu pozitif yayılımı kabul edenlerin bile söz konusu kendileri olduğunda sahneyi bir başkasına bırakma, kendilerini dışlama eğilimi oluyor. İnsanlar sanki kendi bedenlerindeki ruha karşı bir uzaklaşma, yabancılaşma yaşıyor. Çoğu kişinin, koçluğun çevrelerindeki kişiler özellikle çocukları sonrasında eşleri dostları akrabaları üzerinde etki yaratacağına olan inançları kendilerine gelince yıkılıyor. Oysa, çevre düzenlemesi yaptıktan sonra evlerinde huzurla oturabileceklerini sananlara önce kendilerini hatırlatmak gerekiyor. Kontratı kendi üzerlerine yapıp görüşmelere başladığınızda ise kendi paylarına düşen ne varsa ödeyip rahatlıyorlar. İşte koçlukla birlikte insanlar asıl kendileri değiştiğinde dünyanın da değişeceğini öğreniyorlar.

Dünyanın değişimini engelleyen tek kişi sensin. Kendini değiştir, o zaman dünyanın da gözlerinin önünde değiştiğini göreceksin.’(D’Anna, 2009,s.144)

Koçluğun en sağlam değerlerinden biri de, dokunduğu her bireye sonsuz saygı ve teslimiyet barındıran yapısı… Kişileri sahip oldukları metaprogramlar ve temsil sistemleri ışığında karşılayan Erickson koçları, bireysel zenginliklerin kaynaklarına ulaşılmasına aracılık ederek emaneti asıl sahiplerine teslim ediyorlar. Koçların sırtlandıkları bu emanetler oldukça değerli çünkü içerisinde insanı insan yapan öz değerler saklı. Bence işin en can alıcı noktası da burada yatıyor: Öz değerler insanı hayata bağlayan tutkular ve bu tutkulardan uzaklaşıldığında yaşam ilerliyor ancak siz duruyor ve seyrediyorsunuz. İşte, bir koçun en anlamlı amacı o tutkuların keşfine ve hayatın ritmine olan sonsuz inancı. Bence her koç, bir tutku kaşifi.

Dokunduğunuz insanların hayatın ritmini kendi ritmleri ile dengelediklerini görmek ve notalarını birlikte oluşturduğunuz o müziği dinlemek benzersiz bir his. Ama bundan daha da önemlisi, bu melodileri hayatımızdan hiç eksik etmemek. Yaşantımızın her dönemecinin, baharın, yazın, yağmurun, güzün, ayazın yeni melodilere gebe olduğunu, bu kez nasıl bir melodi istediğimizi, bu melodileri nasıl besteleyebileceğimizi, besteyi tamamladığımızda yaşayacağımız hazzı biliyor olmak ve her seferinde hayata yeniden doğmak…

Bu mucizeyi uzanabildiği her yere taşıyan tüm Erickson koçlarına, koçluğa kıymet verip hayatını mucizeye çeviren tüm insanlara ve kendi mucizelerini yaratarak koçluğa ilham kaynağı olan tüm doğal koçlara sevgiyle…

                                                                                                                        Nilüfer Öztürk

KAYNAKÇA:

Atkinson, Marilyn (2008), Bir Sanat ve Bilim Olarak Koçluk-İç Dinamiklerimiz, Dante Organizasyon Eğitim Danışmanlık,Çeviren:Utku Tönel, İstanbul.

Bandler, Richard & John Grinder (2012), NLP Değişim İçin Beyninizi Kullanın, Alfa Basım Yayın Dağıtım, Dördüncü Basım, İstanbul.

Carroll, Lee (2009), Yuvaya Yolculuk, Akaşa Yayın Dağıtım, Çeviren: Zeynep Apaydın Güvenç, Beşinci Basım, İstanbul.

D’Anna, Stefona Elio (2009), Tanrılar Okulu,GOA Basım Yayım ve Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti., Çeviren: Yelda Gürlek, İstanbul.

Tolle, Eckhart (2006), Var Olmanın Gücü, Koridor Yayıncılık, Çeviren:Selim Yeniçeri, İstanbul.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s