AN’DA TANIK OLUNAN ŞİFA TEKNİĞİ: THETAHEALING®

ThetaHealing®, beynimizin %88’ini yönlendiren bilinçaltına erişmenizi sağlayan ve meditasyon tekniğine dayanan tam ve hızlı bir iyileştirme tekniğidir. ThetaHealing®, sadece çocukluktan değil, kuşaklar boyunca atalarınızdan da aktarılmış olan olumsuz inanç sistemlerini değiştirmenize izin verir.
Bu şifa tekniği ile artık size hizmet etmeyen, isteklerinize ulaşmanızı engelleyen inançlar tespit edilir ve dönüştürülerek iptal edilir.

İnsan beyninde Gama, Beta, Alfa, Teta ve Delta olmak üzere beş ana frekans vardır. Teta, çok derin meditasyon sırasında, uykuya dalındığında veya hipnoz altındayken oluşan beyin dalgasıdır. Beyin theta frekansı, stresi hafifletir, endişe ve kaygıyı yok ederek ruhsal rahatlama sağlar, zihni netleştirir, yaratıcı düşünceyi ve imgelemeyi geliştirir ve anlık şifa sağlar.
Theta Healing, negatif düşünce kalıplarını ve inançları DNA‘da dönüştürmek için çalışır; böylece hayatınızı istediğiniz gibi yeniden yaratma yetkisi verir. 

Thtea şifası dört seviyede gerçekleşir;

1- Çocukluğumuzdan bu yana bize öğretilen inançların bulunduğu ÖZ İNANÇ seviyesi. Beynin ön lobunda bulunur ve burada 0-6 yaş aralığında öğrenilen çocukluk anılarını depolar.
2- Bu yaşamımızdan ve atalarımızdan bize aktarılan, genlerimize eklenen program ve inançların tutulduğu DNA’da bulunan GENETİK SEVİYE. Beynimizin orta kısmında yer alan pineal bezin içindeki master hücrede bulunan kayıtlar yedi kuşaktan gelen kayıtları barındırır.
3- Geçmiş yaşamlardan gelen duygusal ve genetik anılarla birlikte bu ana kadar taşıdığımız kolektif bilinç deneyimlerimizi barındıran ve aurada bulunan GEÇMİŞ SEVİYE. Bu düzeyde bulunan kayıtlar omuzlarımızın arkasında tutulur.
4- Kalbimizde bulunan ve ruh düzeyindeki inançları barındıran RUHSAL SEVİYE’de ise, bu yaşamda bedenlenmeden önce verdiğimiz söz, antlaşma ve yeminler yer alır.

Değiştirmek ve dönüştürmek istediğiniz olumsuz inançları bu 4 seviyede birden dönüştürmelisiniz, yoksa sadece tek bir düzeyde dönüştürüldüğünde o olumsuz inanç tekrar su yüzeyine çıkar.

Bazı hastalıklar fizikseldir ve fiziksel şifa teknikleri ve terapilerle hızla iyileşebilirler. Fiziksel olmayan hastalıklar ise, kendi inançlarımızın, tutumlarımızın ve beklentilerimizin bir sonucudur ve bu durumda ilk olarak inançlar belirlenmeli aksi takdirde ya sorun düzelmez ya da bir süreliğine iyileşmiş gibi görünür ama o sorun mutlaka geri döner. Bu dönüştürme sırasında tüm hücrelerimizde bulunan bilgi ve kayıtlar da değişir.

ThetaHealing® ve Vianna Stibal

Amerikalı bir şifacı ve sezgisel terapist olan Vianna Stibal, 1995 yılında bedeninde yaşadığı ağır bir hastalık neticesinde geliştirdiği bu teknik ile kendini iyileştirmiştir. Halen ABD, Avustralya, Güney Amerika ve Avrupa’da bu tekniği öğreten seminerler vermektedir.

Unutmayın; Hayatımızı şekillendiren, yön veren, nasıl yaşadığımızı belirleyen inançlarımızdır! Neye inanırsak onu yaşar ve deneyimleriz… Hayat hikayeniz tamamıyla sizin eserinizdir!

Sevgilerimle, ThetaHealer® Funda Öztürk

KOŞULSUZ SEVGİ VE ÖLÜMSÜZLÜK TOHUMU: TİMÜS

‘Eğer sizin enerjiniz timüse çıkarsa, sizin yaşlanmanız durur. Dahası diğer ruhlar hakkında oldukça dikkate değer bir şey, koşulsuz sevgi hissetmeye başlarsınız. Siz, değişmeye başlarsınız. Yanaklarınız pembeleşir, gözleriniz ışıldar, teniniz parlar. Kucaklayışınız sıcak, bakışınız kucaklayıcı, kabullenici, izin verici ve sevecen olur. – RAMTHA- 

Timüs bezi, dördüncü çakramız olan (Anahata) kalbimiz ile ilgili bir bezdir. Mutluluk hormonu üretir. Spiritüel anlamda, İlahi olanın sevgisi ile ilişkilidir. Yaratıcı ile güçlü bir bağlantımız varsa, huzuru, coşkuyu ve güvende olmayı hissederek sevgi enerjisi ile dolarız. İnsan bedeninin enerji ağının ve yaşam kaynağının merkezidir burası. Kalp çakrası aktive edilmeden gerçek ve koşulsuz sevgiyi anlamamız zordur.

Bu bezin salgıladığı hormonlar, bedenin kimyasını değiştirerek insanlarda mutluluk ve haz duygusunu geliştirir. Sevgi, merhamet ve şefkat duyguları yükselir. En önemli psişik merkezlerindendir. Dolayısıyla özellikle şifacıların kalp çakraları daima dengede olmalıdır. Ruh, bu merkezde can bulur. Cinsel çakra (Sakral) ile Kalp çakra bütünleştiğinde sevgi ve haz doruklara ulaşır. Zira cinsel çakra tek başına ikili ilişkilerde yeterli değildir. Bu bezin titreşimi ne kadar yüksekse aşk da o kadar yoğun olur.

Timüs bezi tam olarak nerede?
Boğaz ve kalp çakramızın ortasında ve nefes borumuzun üstünde bulunur.

Timüs bezi işlevi yitirdiğinde…
– Sebepsiz yere alınganlık ve içe kapanma
– Sağ ve sol beyin lobunun dengesizleşmesi
– Yaşama karşı duyarsız kalma
– Kanser gibi ağır hastalıklara yakalanma riskini tetikleme
– Aşırı sinir ve strese maruz kalma…
Bu olumsuz durumları yaşamamız neticesinde bedenimizin bağışıklık sistemi çökerek ruhsal, duygusal ve fiziksel hastalıklara yakalanma riskimiz artar.

Timüs bezini aktifleştirmek…
– Parmaklarınız veya yumruğunuzla o bölgeye vuruşlar yaparak işlevini geri kazandırabilirsiniz. ‘Om’, ‘Allah’ gibi titreşimi yüksek mantralarla birlikte yaptığınızda bu titreşimler daha da yükselecektir…
– Olabildiğince kendinizi iyi ortamlardan ve aktivitelerden soyutlamayın. Unutmamak gerekir ki, endorfin ve seratonin salgısını artırmak kalbin enerjisini artırır.
– Sadece ceviz büyüklüğünde olan bu bez, bizler yaş aldıkça küçülür, 60’lı yaşlarda da yok olmaya başlar ve işlevini yitirir. Dr. Paul Ekman ise, bu bezi sıkı sık aktifleştirdiğimizde, hacmini koruduğunu belirtmektedir.
– Testesteron ve östrojen hormonlarının uzun süre düzenli salgılanmasını sağlar.

Yaşasın timüs! Yaşasın ölümsüzlük!
Sevgilerimle, Funda Öztürk

18 Kasım 14:43 Akrep Burcunda Yeni Ay

SİTEAY

Venüs’ün bizi sardığı yepyeni bir yeni aya hazır mısınız? Venüs’ünün aşk enerjisiyle yepyeni bir hayata ne dersiniz? Hayatınızda biraz hareket, biraz neşe, biraz eğlence, çok çok para olsa nasıl olurdu? Bunlar nasıl mümkün olurdu? Olasılıklarınız neler? Bilmek ister misiniz? Ve tüm bunları engelleyen her ne varsa iptal eder misiniz? EVET mi? Harikasınızzz BDİNO?

– Ruh eşimiz ile karşılaştığımızda onu hemen anlamanın mümkün olduğunu bilseydik nasıl olurdu? Siz de ruh eşlerinizi sezgisel olarak tanımanın ve anlamanın nasıl hissedildiğini bilmek ister misiniz ?

– Aşkın sizi sardığı yepyeni bir macera yaşamanın nasıl bir his olduğunu bilmek ister misiniz?

– Her günü enerjik ve neşeli olarak nasıl yaşayacağınızı bilmek ister misiniz?

– Hayallerinizin bile ötesinde paranız olsaydı bu nasıl olurdu? Bunun nasıl hissedildiğini bilmek ister misiniz?

– İyi bir eş olmanın yaratıcı tanımını bilmek ister misiniz?

– Eşinizle uyum içinde yaşamanın nasıl bir his olduğunu bilmek ister misiniz?

EVET dediğinizde ThetaHealing® yöntemi ile kollektif bilincinize yüklenecektir.

(Bu çalışmada Acsess® ve Thetahealing® teknikleri kullanılmıştır.)

**His yüklemeleri Thetahealing®’in sadece bir bölümüdür. Herhangi bir his değişimi hissetmediğinizde kök inancı bulmak için derin kazma çalışması yapılmalıdır.

Sevgilerimle; Özlem UZUN

ATEŞ NEFESİ (Kapalabhati )

Yogada Nefes Tekniklerinde ilk olarak Ateş nefesini (Kapalabhati) deneyimleyelim…

Karın nefesinde anlatıldığı gibi karından derin bir nefes alınır. Karnımızı nefesle şişirdikten sonra kısa ve kesik bir şekilde nefes verilir; adeta burundan öksürüyormuş gibi. Bu nefes sırasında vücudumuzun üst bölgesinin ve sırtımızın sakin kalmasına özen göstermeliyiz. Nefes ritmi kısa ve ard arda olmalıdır; 60 ila 80 arası nefes veriş uygulanır.

Tekniğin ikinci tekrarına geçmeden önce rahat ve derin nefesler alınır, ciğerlerin 3/2’sini havayla doldurduktan sonra nefesimizi bir süre tutarız. Nefes tutma süresi kişiye bağlıdır. Nefesimizi tuttuğumuz sırada iki kaşımızın arasına odaklanırız ve tamamen hareketsiz olmaya dikkat ederiz. Böylece prananın kaybolmasını önleyerek, spritüel enerji noktamızda bir ateş yakmış oluruz. Bu da bedenimizde artan bir enerji ve zihinsel bir canlanma anlamına gelir. Bu alıştırmayı iki ya da üç kez tekrarlayabiliriz.

Tekniği uygularken dikkat edilmesi gerekenler:

– Omuriliğin, sırtın düz durmasına dikkat edilmelidir.

– Başın hafifçe göğse doğru düşmesi gerekir.

– Nefesin yukarıdan aşağıya doğru aktığını hayal edin.

– Nefes alırken karın dışarıya verirkende içeriye doğru hareket etmelidir.

Tekniğin Faydaları:

Nefesi temizleyen bir teknik olduğu için öncelikle nefes yollarındaki eski havayı ve tozları temizler. Özellikle vücudun bataryası görevi gören Solar Plexus‘u (Manipura Çakra) yoğun bir şekilde çalıştırdığı için bu bölgede enerji birikimi sağlar. Ayrıca karın bölgesindeki yağların yakılmasında etkili olduğu için, metabolizmayı hızlandırarak zayıflamada destekleyici rol oynar.

Özlem Coşkun

NEFES TEKNİKLERİ (Pranayama)

YOOOGAA

Prana, evrensel yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Bu enerji, evrende varolan her nesnede az ya da çok bulunur. İnsandan taşa kadar herşey evrensel enerjiyle doludur. Prana, bilinç ya da ruh değildir, bir enerji biçimidir; maddesel bedenimize, onun içindeki ruha ve astral bedenimize hizmet eder. Evrensel yaşam enerjisi, tüm vücudu yönetir; vücudun her hücresi prananın kontrolündedir.

Prana sadece eski Hint inançlarında geçen bir kavram değildir. Doğu’ya ait sağlık ve felsefe sistemlerinde de ona rastlarız, Chi ya da Qi olarak…Prana, vücudumuzda nadi (enerji kanalları) ve çakralardan (enerji merkezleri) oluşan bir enerji ağı içinde hareket eder. Bu sistem omuriliğimiz boyunca uzanır.

Pranayı bedenimize nefesle havadan, güneşten, su ve besinlerden alırız. Ayrıca pranayı, bilinçli enerji aktarımıyla eğitimli yogilerden, doktorlardan ya da yoga eğitmenlerinden de almak mümkün.

Evrenden bize akan yaşam enerjisini enerji merkezlerimizin taşıyıcı olan omuriliğimiz boyunca vücudumuzda depolarız, özellikle de bedenin bataryası olarak nitelenen Solar Plexus‘ta yani Manipura Çakra’mızda.

Kuşkusuz pranayı, aldığımız en önemli kaynak nefestir. Nefes teknikleriyle (Pranayama) vücudumuzdaki enerji kanallarını temizleyip enerji merkezlerini doldurarak, pranayı depolayabiliriz. Sonrasında depolanan bu enerjiyi, spritüel gücümüzü artırmak ve manevi hedeflerimize ulaşmak için kullanırız. Bu nedenle nefes teknikleri, yaşam enerjisini kontrol etmemiz için bize sunulan anahtarlar olarak nitelendirilir. Söz konusu kontrol ise nefes alışverişlerinin ritmiyle sağlanır. Bu hususta şöyle bir örnek verilir: Havayı göremeyiz ama rüzgarı görürüz, rüzgar yaprakları salladığında. Pranayı göremeyiz ama nefesi görürüz, nefes ritim bulduğunda…

Doğal Nefes

Doğal nefes, karın nefesidir ve diyaframın çalışmasıyla gerçekleşir; nefesi burundan alıp veririz. Pek çok insan yanlış nefes alışkanlıkları nedeniyle doğal nefes ritmini kaybetmiştir. Bebeklere dikkat edecek olursak, hepsi karın nefesi alırlar. Zira bu nefes aslında bize doğuştan verilen bir yetenektir. Zaman içerisinde ise daha kısa ve hızlı bir nefes olan göğüs nefesi almaya başlarız. Bu nedenle yogadaki nefes tekniklerini uygulamadan önce doğal karın nefesi için alıştırmalar yaparak, bu konuda alışkanlık kazanmak gerekir. Bunun için en etkili çalışma uzanarak, karnımızın üzerine ya elimizi ya da bir ağırlık koyup karın kaslarımızın nefesle gelen hareketlerini takip etmek suretiyle olur.

Peki, doğal nefes nasıl gerçekleşir?

Nefes aldığımızda diyafram kasları alçalır, aşağı inen baskıyla ciğerler daha fazla havayı içine çeker. Nefes verdiğimizde söz konusu kaslar gevşer, yukarıya kaburgalara doğru şişerek kubbe formu alır. Doğal nefeste diyaframa bağlı iç organlar aşağıya doğru hareket eder. Bu da nefes aldığımızda karnımızın dışarıya, verdiğimizde içeriye doğru hareket etmesine neden olur. Aynı şekilde kaburgamız da yukarı doğru hareket eder, ciğerler için alan açarak onların genişlemelerine fırsat verir.

Doğal Nefesin faydaları

Doğal nefesin karın boşluğunda yarattığı hareketler, sağlık için son derece önemlidir. Söz konusu hareketler öncelikle ciğerlerin tam kapasite çalışmasını sağlar. Mide ve bağırsaklara masaj yaparak, bu organların fonksiyonlarını daha iyi yerine getirmelerine olanak verir. Doğal nefes, göğüs ve karın boşluğu arasındaki basınç farkını ortadan kaldırır; mide suyunun yemek borusu gibi daha yukarıdaki organlara çıkmasını engellediğinden reflü ve safra kesesi rahatsızlıklarının giderilmesine yardımcı olur.

Özlem Coşkun

ÇEVRE VE YOGA İLİŞKİSİ

ecoo-4

İnsanoğlu, ekosistemin bir parçasıdır; doğanın biyotik (canlı varlıklar) ve abiyotik (canlıların yaşamlarını devam ettirebilecekleri çevresel koşullar; ışık,iklim,su v.s) faktörleriyle derin bir ilişki içindedir. İnsanın, bu ilişki olmaksızın hayatta kalma ihtimali neredeyse imkansızdır. Ayrıca günlük fizyolojik ihtiyaçlarımızın yanı sıra; tazelenme, huzur, düşüncelerimiz için ilhamı da çevremizden alırız; yani çevre bizim fiziksel varlığımızla birlikte ruhsal varlığımızı da destekler.

Sıraladığımız tüm bu noktalar aslında sadece bizim menfaatlerimizi işaret etmektedir. Peki, ekosistemi bir menfaatler bütünü şeklinde görüp, kendimizi bu sistemin efendisi olarak algılamaya başlarsak ne olur? Yalnız düşünsel gibi gelse de esasen bu tutumla çevreye zarar vermeye yönelik ilk adımı atmış oluruz. Zira çevreye karşı tek taraflı, bencil bakış açımız bir süre sonra davranış biçimine ve karaktere dönüşür. Nihayetinde çevreye verdiğimiz ya da verebileceğimiz zararlarla kendi felaketimizin de kapısını aralarız.
İşte bu noktada yoga ve onun karma felsefesi insanoğlunun ilgili durumuna en net şekilde ayna tutar; insanın kendisi, ekosistem ve tüm evrenle olan karşılıklı ilişkisini eksiksiz anlatır. Karma, maddi ve manevi yaptığımız tüm davranışlar ve onun sonuçları anlamına gelmektedir. En basit örneğiyle karma, tüm varoluşu bir el ve ekosisitemde yeralan varlıkları da bu elin parmakları olarak kabul eder. Elin parmaklarından biri zarar gördüğünde tüm el acı çeker ve zarar görür. Bu örnekten hareketle ekosistemde meydana gelen bir zarar veya aksama da, tüm varoluşu öyle ya da böyle etkilemektedir.
Zaten bunu, son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve çevre felaketleriyle bizzat deneyimliyoruz. O yüzden yoga, bireysel gelişimde çevre ve çevre duyarlılığıyla yakından ilgilenir. Bu kadim felsefede, birey ruh ve beden bütünlüğünü keşifle yola çıkar, sonunda yaratılış ve yaratanla bütünleşerek kendini tamamlar.

Bu doğrultuda yogada uyulması gereken bazı etik değerler vardır; Sankrit dilinde Yama ve Niyama olarak adlandırılırlar yani şartlar ve kurallar… Yamalar beş etik değerden oluşur: Şiddetsizlik (Ahimsa), Doğruluk (Satyam), Duyu kontrolü (Brahmacharya), Çalmamak (Asteya), Sahiplenmemek (Aparigraha).

Çevreyi düşündüğümüzde ise söz konusu etik değerleri şöyle formüle edebiliriz; çevreye şiddet uygulamadan, ona zarar vermeden, dürüst bir yaklaşımla ondan eksiltmeden ve onun sahibi, efendisi gibi davranmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Bu formulü hayata geçirdiğimiz takdirde ekosistemde tüketen bir tiran olmaktan çıkıp, onu çoğaltan ve yeniden var eden gerçek insana dönüşebiliriz.

Özlem Coşkun

05 EKİM’17 DOLUNAY RİTÜELİ

Bu gece 21:41’de Koç burcunda gerçekleşen Dolunay ile geçmişten kalan son tortuları da temizliyoruz. Yeni hayatınıza bir adım attınız, şimdi geri dönmemek üzere kapıları kapatma zamanı. Yeni hayatınızda sizi geçmişe bağlayan hiçbir şey kalmasın, geçmişe açılan tüm kapılarınızı kapatın. ‘Ben, atalarımdan kalan veya bu yaşamımda bugüne kadar bildiğim, bilmediğim tüm kontrat ve yeminleri iptal ediyorum’ cümlesini söyleyin.

Sonbahar ekinoksu ile açılan yepyeni, sevgi dolu hayatınıza geçişe hazır mısınız? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Hadi o zaman başlayalım.

– Geriye dönük yaşanmışlıkları referans alma zorunluluğunu yıkıp yaratımını iptal etmek istermisiniz?

– Geçmişi referans alma zorunluluğu olmadan da an’da yaşamanın mümkün ve güvenli olduğunu, sevgiyle ve inançla bolluk, bereket, aşk, sağlık ve mutluluk kapılarının bize ardına kadar açık olduğununun nasıl bir his olduğunu, bunun mümkün ve güvenli olduğunu bilmek ve anlamak ister misiniz?

– Başarının nasıl bir his olduğunu, başarının yaratıcı tanımını bilmek ister misiniz.?

– Başarılı olma yolunda sizi engelleyen, kısıtlayan her ne varsa yıkıp yaratımını iptal etmek ister misiniz.?

– Alma-verme dengenizi engelleyen her ne varsa yıkıp yaratımını iptal etmek ister misiniz?

– Alma verme dengesinin nasıl bir his olduğunu bunun mümkün ve güvenli olduğunu bilmek ister misiniz?

EVET dediğinizde ThetaHealing® yöntemi ile Kolektif bilincinize yüklenecektir.

(Bu çalışmada Acsess® ve Thetahealing® teknikleri kullanılmıştır.)

Bu gece neler yapabiliriz?

– Sonbahar rengi olan kırmızı bir mum yakabilirsiniz (evinizde yoksa herhangi bir renk mum da olabilir). Artık size hizmet etmeyen duygu, düşünce, olay ve kişileri kağıda yazın, kağıt önünüzde dursun. Size huzur veren bir meditasyon müziği dinlerken, listenizdeki her kişiyi, olayı ve düşüncelerinizi ‘Ben, artık bana hizmet etmeyen, atalarımdan kalan veya bu yaşamımda bugüne kadar yaşadığım, bilincimde ve bilinçaltımda saklanan her olayı, kişiyi affediyor ve bütün bunları sevgiyle serbest bırakıyorum cümlesini söyleyin.
– Gözleriniz kapalı olarak, listede yazanları tek tek affedin, sevgiyle onların tüm bedeninizden çıkıp gittiğini ve evrenin sonsuzluğunda kaybolduğunu imgeleyin. 
Bu çalışma sizi oldukça rahatlatacak ve hafiflediğinizi hissedeceksiniz.

– Burada önemli olan sevgiyle bırakmanızdır. Çünkü hayatınıza giren her olay ve kişiler, gelişimimiz için büyük katkı sağladılar. Bunun için onlara teşekkür edelim.

Doğal taşlarınızı temizlenmeleri için tuzlu suya koyarak tüm gece dolunayın arındırıcı enerjisine bırakabilirsiniz (Bazı doğal taşlar suda zarar görebilir, lütfen araştırın). Suya koyamadığınız taşları toprakta da bırakabilirsiniz, böylece taşlarınız negatif enerjiyi toprağa bırakarak arınmış bir halde tekrar size hizmet etmeye başlayacaktır.

– Bedeninizde biriken kirli enerjiyi atmak için, tuzlu su banyosu yapabilirsiniz.

– Olumsuz hiçbir kelime içermeyecek şekilde (arapça olmak zorunda değil) dua edebilir ve Yaratıcı ile bütünleştiğinizi imgeleyebilir, şükr’edebilirsiniz (ki bunu sık sık yapmalıyız aslında).

– Eğer hala evinizde, dolabınızda kullanmadığınız eşyalar varsa, onları ihtiyaç sahiplerine verebilirsiniz.

– Mümkünse doğada vakit geçirerek, topraklanabilirsiniz.

Sevgilerimizle, şifa olsun…

HASAT SONRASI NADASA HAZIRLIK…

HISSIYAT

Sonbahar Ekinoksu ile bir yazı paylaştık sizlerle. Eğer okuduysanız yapacağımız hasatla birlikte, toprağın derinlerinde kalan hatta unuttuğumuzu sandığımız, bildiğimiz, bilmediğimiz pek çok tortunun ve çöplerin kaldığını da biliyorsunuzdur. (Yazıyı okumayanlar için linkimiz:  http://bit.ly/2xnbJkP)

Bugünkü his yüklemesi, toprağı bütün bunlardan temizleyip, nadasa bıraktıktan sonra yeni tohumlarımızı ekebilmemiz için ön çalışmadır. Okumaya devam et

EKTİĞİMİZ HER TOHUMUN BİR HİKAYESİ VAR…

EKINDoğanın bir parçası olarak bizler, büyüme, hasat zamanı, ölüm ve yeniden doğuş arasındaki döngünün içinde döner dururuz. Bu döngü sebepsiz değildir. Her birimizin bu evrene bir katkısı mutlaka vardır.

Ve bu gece sonbahar ekinoksunu kutluyoruz. Türkiye saati ile 23:02’de hasat zamanımız başlıyor. Arınmak, yıl boyunca ektiğimiz tohumları biçme zamanı… Deneyimlerimizi içselleştirme zamanı… Zihnimizi ve bedenimizi rölantiye alma zamanı… Artık sana hizmet etmeyen duygu, düşünce, olay ve insanları ayıklama zamanı… Aydınlanma sürecinde yapılacak bir iç hazırlığın zamanı… Birlik olmanın ve yeni kapılar açmanın zamanı… Evrende varolan tüm dualitenin ve zıtlıkların dengeyi bulma zamanı (Ateş-Su, Ying-Yang, Karanlık-Aydınlık, Geçmiş-Gelecek, Dişi-Eril).

Hasat zamanı neler yapabiliriz?

– Ruhsal anlamda, kendi içinize dönün ve bir süre sessiz kalın. Bu dönemde kendinizi biraz nadasa bırakın tıpkı toprak gibi. Ancak bu süreyi çok da uzun tutmayın. Ne de olsa bu dönem bizi biraz uyuşturabilir, buna izin vermeyin ve her yönden kendinizi canlı tutmaya çalışın. Var olan her şey gibi mevsimler de değişir ve bu değişimin her zaman bir amacı vardır. Ve bizler de amacımıza ulaşmak için durmadan, durgunlaşmadan değişimlerim yolculuğumuza devam etmeliyiz.

– Kendinize şu soruları sorun: Bütün bir yıl boyunca ektiğim tohumlardan hangi ürünleri aldım? Ve bu hasattan elde ettiğim deneyimlerim neler? Ektiğim hangi tohumdan yeterince verim alamadım ve buna sebep olan neydi? Şimdi ne yapmam gerekiyor? Yeni hedeflerim neler olabilir? Ve bu seçeceğim hedeflerden edineceğim deneyimlerin bana ne gibi bir katkısı olabilir?

Bu soruların cevabını doğa ile bütünleşirken alabilirsiniz. Serin hava ile içiniz titrerken, yağmurda negatif yüklerden temizlenirken, ıslak toprakta ayağınız çamurla oynaşırken, kurumuş, sararmış bir yaprağın havada süzülüşünü izlerken… Kısaca doğa size sorularınızın cevabını verecektir.

– Ruhumuzu daraltan, adım atmamızı engelleyen, ayağımıza dolanan molozları temizleyerek kendimize yeni bir alan açabiliriz.

– Ve tabi, hayatımızı ve yaşam alanımızı sadeleştirmek için adımlar atabiliriz. İhtiyacımız olmayan eşyaları, kıyafetleri elimizden çıkararak hafifleyebilir ve başkalarıyla paylaşabiliriz.

– Tüm ruhsal yüklerden arınarak, kamburlarımızı sırtımızdan atmak için meditasyon yapabilir, bedenimizi ve ruhumuzu esnetmek ve dinginleştirmek için yogaya başlayabiliriz.

– Aktif bir çalışma hayatımız yoksa, yeni hobiler edinebilir ve farklı eğitimlere yönebiliriz.

Çocuk ruhumuzu yitirmeden, bilgelikle yüklü yetişkinliğimizi, sonbaharın hüzün ve çoşku yüklü serinliğinde bir sonraki hasadı kutlama dileğimle…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

 

GÜNEŞE SELAM (Surya Namaskar)

Özlem Coşkun

Oniki temel hareketten oluşan “Surya Namaskar” Sanskritçe “Güneşe Selam” anlamına gelmektedir. Bu hareketler sağ ve sol olmak üzere en az iki defa tekrarlanır; altı ila oniki kez yapılması tavsiye edilir. Oniki hareket, her biri yılın aylarına denk gelen oniki güneş fazını simgeler; yogadaki asanaların (duruşlar) temelini oluşturur ve belirli asanalarda derinleşmeden önce vücudu ısıtmak ve esnetmek için yapılır; ayrıca zihni canlandırır. Bu nedenle günün erken saatlerinde yapılması tercih edilir, ama günün her saatinde de rahatlıkla yapılabilir. Ayrıca hareketlerin açık havada, özellikle de ormanda veya su kenarlarında yapılması spirüel ve fiziksel etkilerini artıracaktır.

Surya Namaskar, vücudun şeklini korumak, zihni açmak ve sağlıklı kalmak için herkesin yapabileceği basit ancak etkili bir çalışmadır.

Surya Namaskar’ın Faydaları:

– Sırt, eklem ve kas sistemi için son derece faydalıdır. Omurga ve bele esneklik kazandırır, duruş bozukluklarını düzeltir.

– İyi bir kardiyovasküler çalıştırıcıdır ve karın kaslarını güçlendirici hareketler içerdiğinden yağ yakılmasında etkilidir.

– Sindirim sistenindeki pozitif etkileriyle kabızlık ve hazımsızlık sorunlarının çözümüne yardımcı olur.

– Solunumun iyi çalışmasını sağlayarak kandaki oksijen miktarını artırır, bu yolla toksin atılmasına yardımcı olur, zihni açar ve sinir sistemini gevşetir.

– Kan dolaşımını düzenlediği için bağ dokusunun güçlenmesine ve cildin canlanmasına katkı sağlar.

– Adet dönemini düzenler ve menapoz sürecinin olumsuz etkilerini azaltır.

– Düzenli yapıldığında uykusuzluğa iyi gelir, uyku kalitesini artırır.

Surya Namaskar kimlere tasviye edilmez:

– Hamileliğinin ilk üç ayındaki hamile kadınlara tavsiye edilmez. Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde hamileler için geliştirilmiş “Surya Namaskar” hareketleri yapılabilir. Söz konusu hareketler, hamilelik sürecinde annenin sağlığını ve esnekliğini korumasına katkı sağladığı gibi, doğumunda kolay olmasını sağlar.

– Yüksek tansiyonu olanlar ve fıtık hastalarının da dikkatli olması gerekir.

Surya Namaskar nasıl yapılır?

 

HAYATIN TADI

‘’Şimdi şöyle bol şerbetli bir tatlı olsa da yesek, keyfimiz, tadımız yerine gelse’’ moralimiz bozuk olduğunda, öfkeli, kızgın, kırgın olduğumuzda genellikle bu tarz cümleler kurarız. Ben tatlı yemiyorum ‘’Su içsem yarıyor’’ dediğinizi de duyar gibiyim. Kilolarımız genelde içimizde tutup bırakmadığımız öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygulardan ve hayatın tadını yiyeceklere bağlamaktan dolayı oluşurlar. Kiloyu yaratan sebepleri ve kök inançları bulmamız ve onları dönüştürmemiz önemlidir. Sizi biraz da olsa rahatlatmak adına birkaç his yüklemesi hazırladık.

– Tatlı ihtiyacı olmadan sorunları en iyi şekilde çözmenin nasıl bir his olduğunu, Tatlı hayat yaşamanın nasıl bir his olduğunu, bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

– Her günümü hayatın tadını çıkararak nasıl yaşanır olacağını biliyorum ve anlıyorum.

– Yaşamdan nasıl tat alacağımı bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyor, artık acılara tutunma zorunluluklarımdan kendimi tamamen serbest ve özgür bırakıyorum.

– Duygularımı, sırlarımı yağ hücrelerimde depolama zorunluluğundan kendimi serbest bırakıyorum.

– Haraket ettiğimde de güvendeyim.

– Sağlıklı ve ideal kiloda nasıl olunur biliyorum ve anlıyorum.

– Sevgiyi alıp kabul etmenin nasıl bir his olduğunu, bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

– İdeal kilomda olduğumda da güvendeyim.

– Aynalarla barışık olmanın ve aynada kendime bakarak her halimle güzelliğimi görmenin ve hayatımın her anından keyif almanın, coşkulu olmanın nasıl bir his olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

EVET Dediğinizde ThetaHealing® yöntemi ile Kollektif bilincinize yüklenecektir.

**His yüklemeleri Thetahealing®’in sadece bir bölümüdür. Herhangi bir his değişimi hissetmediğinizde kök inancı bulmak için derin kazma çalışması yapılmalıdır.

Sevgilerimizle,

Özlem Uzun

YOGADA ENERJİ KANALLARI VE ÇAKRALAR

YOGAÇAKRA

Yoga felsefesine göre astral enerji bedenimizde 72 bin nadi yani enerji kanalı vardır. Bunlardan üçü; Sushumnaİda ve Pingala denilen ana enerji kanallarıdır. İda, sol burun deliğinden, Pingala sağ burun deliğinden başlayan yan enerji kanallarıdır. İda, dişil enerjiyi temsil eder, sembolü aydır. Pingala, eril enerji eder ve sembolü güneştir. Sushumna ana enerji kanalıdır, omurga ile aynı hizadan geçer. Sağ ve sol kanallar İda ve Pingala, Sushumna çevresinde tıpkı bir asa etrafında dolanan iki yılan gibi spiral bir şekilde yer alır.
İda ve Pingala kişinin tekamülü yani yaşam enerjisinin dengelenme sürecidir. Ortada bulunan Sushumna da aydınlanma kanalıdır. Bu üç ana kanal kuyruk sokumunda biraraya gelir. Eğer prana yani yaşam enerjisi, kanallardan bu noktaya inerse “
Kundalini“uyanır. Kundalini, omuriliğin en altında üçgen sakrum kemiğinde yer alan saf yaşam enerjisidir. Sanskritçe Kundala kelimesi sarmal anlamına gelir; birçok iplikçikten oluşur. Aydınlanma gerçekleştiğinde iplikçiklerden bazıları yükselir ve bizi evrensel enerjiyle bir bütün hale getirir. Kundalini, fiziksel, duygusal, mental ve spritüel taraflarımızın bütünleşmiş gücüdür.
Kundalini enerjisi yükselirken çakraları aktive eder. Enerji hareketi esnasında çark gibi dönen bu merkezler, Sanskritçe çark kelimesinden türemiştir. Şayet çakralardan birinde tıkanıklıklık söz konusuysa Kundalininin rahat akmamasından dolayı, o çakraya ait fiziksel, psişik sistemlerde rahatsızlıklar başgösterebilir. Peki, pranayı yani yaşam enerjisini, enerji kanallları aracılığıyla bedenin tüm hücrelerine aktaran 7 enerji merkezi (çakralar) neler, etkileri nedir ve vücudun neresinde yer alırlar
?

1. Çakra – Muladhara (Kök) Çakra : İçinde Kundalini enerjisinin uyuduğu çakradır ve sakrum kemiğinin yani kuyruksokumunun altında yer alır. Ayrıca Kundalinini yükselmesini engelleyen üç düğümden ilki “Brahman Düğümü” burada bulunmaktadır. İkincisi “Vişnu Düğümü” kalp çakrasındadır; üçüncüsü “Şiva Düğümü“dür altıncı çakradadır. Brahman düğümünü çözmek ve bu çakrayı etkin hale getirmek için enerjik uygulamalar ve arınma teknikleri uygulanmaktadır.
– İlişkin olduğu element: Toprak, yeryüzü
– Sembolü: Dört taç yapraklı lotus
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Yeni başlangıçlara hazır olma, güçlü yaşam enerjisi, neşe, psikolojik dayanıklılık, toprakla güçlü bağ kurma, dönüşüm ve yenilenme gücü, hayatta kalma becerisi, agressivite, sahiplenme, cinsel haz ve güç, yere sağlam basma

2. Çakra – Swadhistana (Sakral) Çakra: Göbeğin altında, cinsel bölgenin iki parmak üzerinde bulunur. Cinsel enerjiyi, zihinsel ve bedensel üretkenliği, yaratıcılığı simgeler.
– İlişkin olduğu element: Su
– Sembolü: Altı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organları: Üreme organları, rahim, böbrekler, mesane, vücut sıvıları; kan, lenfler, sindirim enzimleri
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Heyecan duymak, istemek, harekete geçmek, hayal etmek, aile kurmak, üretkenlik, sanatsal yaratıcılık,imajinasyon yeteneği.

3. Çakra – Manipura (Solar Pleksus) Çakra: Göbeğin iki parmak üzerindedir. Anı ve sonsuzluğu deneyimlemeyi simgeler. Özsaygı ve özgüvenin yerleştiği çakradır, yayılımı güneş gibi olduğu için Solar Pleksus olarak da adlandırılmaktadır.
– İlişkin olduğu element:Ateş
– Sembolü: On taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Sırtın alt bölgesi, karın boşluğu, sindirim sistemi, mide, karaciğer, dalak, safra kesesi, otonom sinir sistemi
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Sıcaklık, güç, servet, toplumda yer edinme, toplumsal statü, iddialı olma, deneyime açık olma, büyüme ve gelişme, özgüven, açık sözlülük, analiz ve sentez yeteneği, bilgelik

4. Çakra – Anahata (Kalp) Çakra: Sushumnanın ortasında, kalbin ve akciğerin bulunduğu bölgede yer alır. Teslimiyetin, fedakarlığın,ve saf sevginin merkezidir. Bu çakrada yaşanan farkındalık sayesinde ben olmaktan biz olmaya geçiş yaparız.
– İlişkin olduğu element: Hava
– Sembolü: oniki taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Kalp,sırtın üst bölgesi, göğüskafesi, göğüs boşluğu, akciğerlerin alt bölgesi, cilt, kan ve kandolaşımı.
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Sıcaklık, sevencenlik, cömertlik, bağ kurma, sevgi, uzlaşma, yaşamda ve sosyal ilişkilerde ahenk, egonun aşılması, ilahi sevginin keşfi, gölge duyguları; korku ve bağımlılık.
Kundalini enerjisi bu çakrayı aydınlattığında korku ve bağımlılık aşılır; bütün sorunlarımız,şüphelerimiz son bulur.

5. Çakra – Vishuddha (Boğaz) Çakra: Boğazın ortasındadır. İletişimin, bilme ve anlamanın merkezidir; iç dünyayımızı dış dünyaya taşıyan köprüdür. Sesin ve sözlere dökülmüş düşüncenin gücünü bu çakra ile keşfederiz. Bunun bilincine vardığımızda yaşantımızı sözlerimizin gücüyle değiştirebileceğimizin de farkına varırız.
– İlişkin olduğu element: Gökyüzü, hava
– Sembolü: Onaltı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Boğaz, boyun, çene bölgesi, kulaklar, ses telleri, nefes borusu, bronşlar, üst akciğer bölgesi, yemek borusu, kollar
– Psikolojik ve sosyal etkileri: İletişim, bilgi ve deneyimlerin etkin aktarımı, gelişkin kendini ifade yeteneği, ilahi esin kaynağına erişim, bağımsızlık duygusu, dil ve yazma yeteneği, gölge duyguları; kıskançlık, hükmetme veya hükmedilme eğilimi.
Kundalini enerjisi bu çakrayı açtığında kötü hislerimiz temizlenir ve bu, sesimize, kendimizi ifade etme biçimimize yansır ; bize bütünle bağlantı imkanı verir, çevremizle bir bütün olduğumuzu hissetmemizi sağlar.

6. Çakra – Ajna (Üçüncü Göz) Çakra: Alnın gerisinde, iki kaşın ortasında, burun kökündedir; sezgisel bilginin ve kendini bilmenin merkezidir. Bu çakranın etkin hale gelmesiyle ruhsal farkındalığı besleyen duyu ötesi algılamalar gelişir; maddeye olan bağımlılık ortadan kalkar ve derin bir maneviyatla kişi gerçekte kim olduğunu bilmeye başlar.
– İlişkin olduğu element: Yok (zamansız ve mekansız)
– Sembolü: Doksanaltı taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Yüz, gözler, kulaklar, burun, sinüsler, beyincik, merkezi sinir sistemi
– Psikolojik ve sosyal etkileri: Entellektüel kavrama, rasyonel ve bütünsel düşünme, Tanrısal sezgiyle bilme, hayalgücünün işlevselleştirilmesi, zaman ve mekanın ötesinde kavrama yeteneği.

7. Çakra – Sahasrara (Taç) Çakra: Kafatasının en üst noktasındadır, bilgi merkezimizdir; diğer çakra enerjilerinin tümünün kaynağı ve başlangıç noktasıdır. Bu çakra, farkındalığın ve insan mükemmelliğinin ulaştığı son merhaledir.
– İlişkin olduğu element: Yok
– Sembolü: Bin taç yapraklı lotus
– Etkilenen organlar: Beyin
– Psikolojik ve sosyal etkileri: İçe bakış, aslolana odaklanma, sınırların aşılması, varlıkta Tanrısal ışığı keşfetme ve maddeye nüfus edebilme, Bir- olanla bütünleşme, Birliğe aşkla bağlılık…

Özlem Coşkun

 

 

 

 

 

RUHUN BEDENLE DANSI: YOGA

Down to Earth

Yogaya dair merak edilen sorular…

Son yıllarda öyle ya da böyle bir şekilde yolumuz yogayla kesişmiştir; ya yoga yapan bir tanıdığımız vasıtasıyla veya sağlıklı yaşam alternatifleri ararken…

1950‘lerden itibaren Batı’ya yayılmaya başlayan yoga, buradaki kültürlere uyumlanma sürecinde belirli özellikleriyle tanınır hale gelmiştir. Bu çerçevede genellemelerden istifade edilmiş, özellikle Asanalar (yoga duruşları) spor, pranayamalar (nefes teknikleri) stres azaltıcı çalışmalar ve meditasyon dini ritüel olarak bilinmeye başlanmıştır. Peki, yogaya mal olmuş bu yaklaşımlar ne kadar doğrudur…

Yoga bir spor mudur?

Yogada yer alan asanaları incelediğimizde her birinin mükemmel bir kas-denge-koordinasyon birliği ve esneklik çalışması içerdiğini görürüz. Ayrıca söz konusu duruşların tamamı bir organa ve belirli ruhsal etkilere karşılık gelmektedir. Bu sayede beden esneklik ve güç kazanırken sinir sistemi de gevşemektedir. Yani yoga, yorucu genel sporlardan farklı olarak hem fiziksel olarak geliştirir hem rahatlatır. Zaman içinde bedensel ve ruhsal bir birlik yakalanır…Ve beden sınırlarını genişletir, ruh özgürleşir. Bu durumda yoga için şunu söylemek mümkündür: İçinde spor barındırmakla birlikte bunun ötesinde bir aktivitedir; yoga kendimizi ve sağlıklı yaşamı bir bütün olarak keşfetme yolculuğudur.

Beraberinde her bedenin farklı olduğununun, farklı koşullanmalarla şekillendiğininin altını çizmekte de fayda var. Bu yüzden yogada spor dallarında olduğu gibi bir başarı ölçütü ya da kategori yoktur. Yoga bireysel bir tecrübe, bedenin ve ruhun farkındalığına varılan bir kılavuzdur.

Yoga strese yönelik midir?

Pranayamalar yani nefes tekniklerine gelince onlar da asanaların bir parçasıdır ve gerek asanalar esnasında gerek bu teknikleri birebir uygularken dikkatimizi nefesimize vermemiz gerekir. Nefese odaklanmak ise bir anda bedenimizi, bedenimizdeki kasılmaları, gerilimleri fark etmemizi sağlar, sırf bu bile rahatlamamızın kapısını açar. Zihni meşgul eden negatif düşünceler bertaraf edilir, yaşam enerjisi yükselir ve bu yanıyla pranayamalar kesinlikle stres azaltıcı bir etkiye sahiptir. Ancak bu, pranayamalar için yeterli bir açıklama olmayacaktır, çünkü düzenli yapılan pranayamalar yaşama bakış açımızı, sosyal ilişkilerimizi değiştirecek, ruhsal hatta bedensel hastalıklarımızı iyileştirebilecek güçtedir. Ayrıca böylesi dönüştürücü bir güç evrendeki yerimizi fark etmemizi ve evrensel enerjiyi kullanmamızı sağlayacaktır.

Yoga bir din midir?

Yogaya dair tartışılan bir diğer konu da yoganın bir din olup olmadığıdır. Yoga bir din değildir; en basit anlamıyla gerçek ve kalıcı mutluluğa, giden bir yoldur, bireyin özüne uzanan bir gelişim sürecidir. Yoga kişinin beden, ruh ve zihninin arınıp, dinginliğe, sonsuz mutluluğa ulaşılmasını ve evrensel enerjiyle birleşmesini amaçlar. Bunun için belirli teknikler ve sistemler vardır, dogmalar yoktur; yani yogada inançtan çok deneyimlersiniz, hissedersiniz ya da hissetmezsiniz… Her şey sizde başlar sizde biter; hangi dini inançtan geldiğinizin, inandığınızın ya da inanmadığınızın bir önemi yoktur. Bu, tamamen sizin deneyimlerinizle şekillenecek bir yoldur.

Özlem Coşkun

MASKE KİMLİKLERLE YAŞANAN KOCA BİR YALAN BİZİMKİSİ!

MASSKE

‘BEN’ doğası gereği, kendisini ifade etmek için farklı yollara ihtiyaç duyar. Ancak onun bu ihtiyacı, çevresinin taleplerine ve toplumsal yaşamın şartlarına genellikle ters düşer. Bu tersliği aşmak amacıyla ‘BEN’ bir maske geliştirir ve bu maskeyi düzenli olarak kullanmaya başlar. Biz, bu maskeye ‘persona‘ ya da maske kimlik diyoruz. ‘Maske Kimliği’ bireyi kuşatır ve onun davranış biçimini belirleyerek çevresine uyumunu düzenlerken, aynı zamanda çevresinin talepleriyle içyapısının uzlaşmasını da sağlar. -A. Dalberg-

İster aile içinde olsun, ister iş ve sosyal çevremizde, yüzümüzde bir maske ile dolaştığımızı kabul edelim. Bizi buna mecbur eden biraz da toplumsal yasalar ve kendi iç özümüze duyduğumuz güvensizliktir. Öyle ki, Yüksek Benliğimiz karşı çıksa bile zaman zaman kendimizi istemediğimiz durumların içinde bulur, o aşılmaz dediğimiz sert duvarlarımızı bile yıkabiliriz. Okumaya devam et

BİLGİ PAYLAŞILDIĞI SÜRECE ÇOĞALIR…

BİLGİ-SİTE

Sevgi de öyle… Var olan her şey gibi Sevgi de bir enerjidir. Ve her şey Yaratıcı tarafından mucizevi bir formülle düzenlenmiştir. Nefes alıp vermenin bile bir kimyasal süreci var.

C6H12O6  +  6O2     OKK.jpg 6CO2   + 6H2O + 38 ATP
  Glikoz        Oksijen             Karbon        Su           Enerji
                                             dioksit

Bizler için de aynı durum söz konusu. Aldığımız eğitim ve çalışmalarımız da belli bir düzen, enerji, sembol ve formüllerden oluşmakta. Bizler bir tohum alıyor, ekiyor, suluyor ve o küçücük tohumdan kocaman bir ağaç yetiştiriyoruz. Ve bu ağacın tohumlarını, kendi bahçesini yaratmak isteyen herkese sevgiyle ikram ediyoruz. Tıpkı bize ikram edilen tohumlar gibi.. Bu bir döngüdür. Elden ele, kalpten kalbe, ruhtan ruha aktarılan bir ışıktır bu döngü. Okumaya devam et