İçeriğe geç

Etiket: #Funda Öztürk

Qi Men Dun Jia: KEHANET SANATI

QIMENDUNJIA      Qi Men Dun Jia, eski Çin imparatorluğu döneminde askeri strateji ve taktikler için “Eski Çin Liderlik ve Yönetim Sanatı” olarak kullanıldı. Bu kehanet sanatı gizli tutuldu, sadece askeri alanlarda kullanıldı, bunun dışında kullanımı ise yasaklandı. Geçen yüzyıllar boyunca saklı tutulan bu teknik, sonraları, Çin metafizik üstatları tarafından, önemli olayları çözmek, atılacak adımları belirlemek gibi pek çok alanlarda uygulandı.

Qi Men Dun Jia, zaman ve mekânın koordine edilmesiyle yapılan hesaplama tekniğidir. ‘Gizemli Kapılardan Kaçış Tekniği’ olarak adlandırabileceğimiz bu tekniği öğrenmek için, epey uzun bir süre gerekebilir. Bu aktivasyonun yapılabilmesi için, uygun saatler, dünyada olan baskın enerjiler gibi birtakım hesaplamalar gerekiyor. Örneğin, gayrimenkul almak/satmak ile ilgili bir düşünceniz ya da iş yaşamınızla ilgili zam/terfi beklentiniz varsa, o zaman, gerekli enerjik şartların olgunlaşmasını beklemek zorundasınız.

Fakat biz şanslıyız çünkü, TDM (Titreşimlerle Dönüşüm Metodu) sayesinde istediğimiz aktivasyonu, istediğimiz zaman yaparak aynı etkiyi yaratabiliyoruz. TDM-4 eğitiminde öğrendiğimiz bu teknik için, istenilen duruma göre gerekli semboller, enerji akışları ve elementler arasındaki etkileşim kullanılmaktadır.

Qi Men Dun Jia aktivasyonu, hayatımızın hangi alanlarında kullanılır?
– Hayatınızda sihir ve mutluluk yaratmak
– İşlerde başarı
– Kariyerde ilerleme/terfi
– Dileklerin gerçekleşmesi
– Güç ve yardım
– Gelirde artış ve şans
– Evlilik
– Mahkemelik durumlarda
– Planların gerçekleşmesi
ve daha fazlası…

ÖNEMLİ!
– Diğer şifa çalışmalarında olduğu gibi, başkasının izni olmadan bu aktivasyon yapılmaz. Artık çok iyi biliyoruz ki, izinsiz yapılan şifalar, hayatımızın pek çok alanında travmalar yaratır (kaza, hastalık, iflas vb.).
– Bu çalışma, oldukça hızlı ve harika sonuçlar verir. Ancak, karşınıza çıkan fırsat, size çok basit ya da küçük gibi gelebilir oysa bu küçük fırsat değerlendirildiğinde, size çok büyük kapılar açacağını unutmayın.
– Bu aktivasyon yapıldıktan sonra, algılarınızı açık tutun ve farkındalıkta kalın.
Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile hiçbir şekilde farklı varlıklarla çalışılmaz sadece ve sadece Öz enerji (Yaratıcı) ve yaşam döngüsünün 5 atlısı olan elementler kullanılmaktadır.
– Dileğinize, yaratmak istediğiniz duruma göre size aktivasyon yapılmasını istiyorsanız;
enerjicemberiatolyesi@gmail.com veya fundaozturk@windowslive.com adreslerinden iletişime geçebilirsiniz.

Sevgilerimle,
FUNDA ÖZTÜRK

Yorum Bırak

ALERJİN Mİ VAR DERDİN VAR…

ALERJ,İ

   Akyuvar olarak da bilinen lökositler, bağışıklık sisteminin savaşçılarıdır ve bedeni enfeksiyonlara karşı korumakla görevlidirler. Bu savaşçı ruhlu askerler, vücudumuza dışarıdan giren bakteri, virüs, mantar ve zehirli toksinler gibi yabancı maddeleri tespit ederler ve onları yok etmeye başlarlar. Oldukça aktif ve savunmaya hazırdırlar ve bizim genel durumumuzdan epey etkilenirler. Örneğin, sizi olumsuz etkileyecek bir duruma bir süre direndiniz ama artık çaresizliğe kapıldınız ve pes ettiniz ya da sorunu çözdünüz. ‘Ohh çok şükür bunu da atlattım’ dediğinizde bağışıklık sisteminizin gücü düşecektir, çünkü, ortada savunulacak, savaşılacak bir şey kalmamıştır.
Bağışıklık sisteminin güçlü ve aktif olması beden için çok önemlidir. Ancak bu sistem, aşırı çalışıyorsa, size zarar vermeye başlar. Aşırı çalıştığında, lökosit değerleri yükselir ve bedende birtakım hastalıklar meydana getirir.
İşte bu hastalıklardan biri de ALERJİDİR!!

Şimdi, alerjinin bilinçaltı boyutuna inelim…
Alerjiye neden olan programlardan en önemlisi ‘BASKI ALTINDA OLMAK’ ile ilgilidir.
– Dünya bana baskı yapıyor
– Hayat bana baskı yapıyor
– İnsanlar bana baskı yapıyor
– Ailem bana baskı yapıyor
– Eşim bana baskı yapıyor
– ……X…… kişi bana baskı yapıyor
– Müdürüm bana baskı yapıyor… vb.
Siz, kendinize göre bu inançları çoğaltabilirsiniz. Bu inançların sizde olup olmadığını tespit etmek için kas testi uygulayın.

BİLİNÇDIŞI MÜCADELEM…
   Alerji, bir savunma halidir ve egonun kendini korumaya çalıştığının göstergesidir. Eğer alerjen bir yapınız varsa, kendinize şunu sorun: ‘Kime karşı bu kadar tepkiliyim?’, ‘Neden bu kadar tepki veriyorum?’, ‘Dünyaya, insanlara ve olaylara karşı tolerans sınırım nedir?’, ‘Kendime ait olan hangi tarafımı reddediyorum?’, ‘Geçmişte yaşadığım hangi olay, beni hâlâ engelliyor veya rahatsız ediyor?’…
Bazen de yeni olana karşı duyulan endişe ve korkunun sonucudur alerji. ‘Ne ile yüzleşmekten korkuyorum?’, ‘Bana bu kadar güçlü tepki verdiren şey ne?’ vb.
  Sonuç: Evrende her şey dengede olmalı, herhangi bir yaşam sisteminin sadece verimsiz çalışmasının yanı sıra çok aktif olması da insan bedenini hasta edebiliyor…

Sevgilerimle, Funda Öztürk
TDM Eğitmeni

 

Yorum Bırak

ANNEMDEN KALAN EN DEĞERLİ MİRAS: MİTOKONDRİ

ANNE-wordMitokondri, sitoplazmanın içerisinde bulunan hücre organellerinden biridir ve ATP denilen yaşam enerjisini üretir. Bilim insanları, mitokondrinin bir bakteri olduğunu düşünüyorlardı ancak yapılan araştırmalarda, ökaryot hücreye ait çok önemli bir organel olduğu anlaşıldı.

Hücre çekirdeğinde bulunan DNA, hem anne hem de babanın genetik bilgilerini taşırken, mitokondriyal DNA, sadece annenin genetik bilgilerini içeriyor. Hatta ‘Havva Geni’ olarak da adlandırılıyor… Belki de bu yüzden, annelerimize daha düşkün oluyoruz.
DNA, çift sarmaldır ve sarmaldan bir tanesi hasar gördüğünde, diğer sarmaldaki bilgileri kopyalar. Mitokondriyal DNA, tek sarmaldır ve bu sarmal hasar gördüğünde, genetik bilgilerinizin bir kısmı da yok olacaktır.
Ayrıca, gençlik aktivasyonunda önemli bir yeri olan mitokondriyal DNA’nız öldüğünde, yaşlanma prosesiniz hızlanır.

Ve bizler, hücrelerimizde bulunan mitokondriyi sadece anneden alıyoruz. Bunun nedeni, spermde bulunan mitokondrinin, yumurtalığa ulaşma prosesi sırasında parçalanıp ölmesidir. Üstelik babanın mitokondrisi mutasyon riski taşıyor.
Annenizi reddediyorsanız, mitokondrinizi de reddetmekle kalmayıp, yaşam enerjinizi üreten sistemi de bloke etmiş olursunuz. Bunu, elektrik santralinin şalterini indirmek gibi düşünün…
 Lütfen inançları KAS TESTİ ile test edin:
– Anneme kızgınım
– Anneme öfke duyuyorum
– Annemi reddediyorum
– Annemi kabul ediyorum
– Annemi affediyorum
– Annemi seviyorum

Bu konuda, sizi kısıtlayan olumsuz inançlarınızı dönüşmesine izin veriyor musunuz?
Dönüşüm çalışması Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile yapılacaktır!

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

HAYATINIZ SİZE YÜK OLMASIN…

Original watercolor illustration.

Telefondaki ses İstanbul’un kendisini yorduğunu ve artık hayatında yeniliklere yer açmak istediğini anlattı.. 5o yaşın üstünde ve çok uzun yıldır İstanbul’la cebelleşiyordu. Bu kararı verdikten sonra internette kiralık ev aramaya başladı, üstelik nereye yerleşeceğini bilmeden, sadece aradı.. Amerika’ya da gidebilirdi memleketine de ya da İstanbul’un olmadığı herhangi bir yere..
İnternette gezinirken tam da istediği gibi kiralık bir daire gördü. İlanın ayrıntılarına bakmak için o evin sayfasına girdiğinde heyecanla gülümsedi, çünkü o ev memleketine aitti. Evin arka odası tarihi bir yapıya gözcülük yapıyor, önündeki nehir kendi yolcuğuna çıkıyordu. 2 gün sonra uçak biletini almış ve gitmişti baba ocağına. Evin enerjisi ile hemen ev sahibi ile kontrat yaptı.
Ancak İstanbul’da yaşadığı evin kira kontratı Ekim 2019’da bitiyordu ve Şubat ayında da kiraya zam yapması gerekiyordu. Yaşamını sınırlayacak olan bu durumu nasıl çözebileceğimiz konusunda beni aradı. Ona yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verip onayını aldım. Ve bu durumun kolaylıkla ve iki tarafında (ev sahibi-kiracı) hayr’ına olacak gerekli aktivasyon ve uygulamaları Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile yaptım.
Bir hafta sonra danışanım aradı ve kiracının bulunduğunu, ev sahibinin şartlarına uygun bir şekilde evin tutulduğunu haber verdi. Bu haber hem danışanım hem de benim için güzel bir yeni yılın başlangıcı oldu.
O, ruhunun ve bedeninin isteklerini duyarak kendi yaşamını yaratanlardan… Belki de yaşam amacını biliyor ve kendi kutsal zamanında amacını gerçekleştirmek için kendine yeni bir yaşam armağan ediyor.. O, yaratımını yaptı, Evren (Öz enerji) en uygun zamanda bu dileğini gerçekleştirdi.
Yeni yaşamında yeni adımlar diliyorum…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

TİTREŞİMLERLE DÖNÜŞÜM METODU®

TİTREŞİM

   Titreşimlerle Dönüşüm Metodu’nun özü yaşam enerjisidir.
   Evrenimizde var olan her şey yaşam enerjisinden ibarettir. Farklı kültürlerde bu enerjiye farklı isimler verildi. Antik Mısır’da Ka, Sanskritçe’de Prana, Çince’de Çi, Japonca’da Ki. Theta Healing tekniğinde Her şeyi Yaratan, Dinde Tanrı, Allah. İstediğiniz ismi verebilirsiniz ona, ama onun özü hep aynıdır: VAR OLAN HER ŞEYİN ENERJİSİ!
   Dünya ve hayatımızda bu enerji akışının (yayılımının) 5 yönü vardır. Enerjinin yayılma yönü onun ana özelliklerini belirler. İnsan, hayatında dönüştürmek istediği konuyu dönüştürmesi için gereken şey – uygun akış yönünü (temel titreşimi) seçmektir.  Örneğin: Bir insanın dünyaya güvensizliği varsa ve fazla korku, endişe, kararsızlık hissediyorsa, bu durumda enerjisinin aşağıya doğru akışıyla bu duygulardan kurtulup, dünyayla ilişkisinde birlik ve denge sağlayabilir.

   Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile, kısıtlayan inançlar değiştirilmek yerine dönüştürülür. Çünkü bizde olan inançlar ve programlar kelimelerle kayıtlı değil. Onlar özel titreşimi olan enerji olarak bilinçaltımızda kayıtlıdır. Bulunan inanç kısıtlama yaratıyorsa (olumsuz ise) demek ki onun titreşiminde bir bozukluk var. İnancı dönüştürüldüğünde bozukluluk onarılıyor, yani titreşim olması gereken gibi oluyor ve tanımlar gerçek tanımlara getiriliyor. Ayrıca çalıştığınız inançla beraber bir takım inançlar da dönüşüyor. Ve bu metod ile aynı anda birden fazla inanç dönüştürülerek zamandan da kazanılır.

İnsan enerjiyi yönetebilir…
Bu prensibi herkes şu şekilde biliyor; dikkatini nereye yöneltirsen, enerji oraya gider.  Dikkatinizi enerjinin belli akış yönlerine verdiğinizde onun doğal akışını ona tekrar sağlıyorsunuz. 
Bu sayede: 
– Yeni bakış açılarına, hislere ve gerçek tanımlara sahip olabilir,
– Başkalaşmış tanımlardan ve olumsuz inançlardan kurtulabilir, 
– Vücudunuzda ve hayatınızın her alanında yaşam enerjisinin doğal akışını sağlayabilir,
– Yaratımları, sadece enerjiyi izleyerek yapabilirsiniz. 
Özellikle beyniniz  theta dalgasında çalışırken daha efektif sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile neler yapabilirim?
Aslında Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile her şeyi yapabilirsiniz: 
– Bilincinizi ve bilinçaltınızı olumsuz inançlardan temizleyebilir,
– Vücudunuzda ve hayatınızda birikmiş olumsuz duygulardan, sıkışmış enerjiden, toksinlerden temizleyebilir,
– Sevdiklerinizle ilişkinizi düzeltebilir,
– Yeteneklerinizi fark edip geliştirebilir,
– Finansal durumunuzu iyileştirebilir,
– Tezahür ve dileklerinizi gerçekleştirme konusunda ustalaşırsınız.
– Evrenin var olan her şeyiyle güvenli ve konforlu bir şekilde bağlantı kurmayı öğrenirsiniz.
Ayrıca gerçek yaşam amacınızı anlama şansınız olur.

Bu metod kimin için uygun? 
“Titreşimlerle Dönüşüm Metodu’nu herkes öğrenebilir. Fakat ayrı bir faydası vardır bu metodun: 
– Beş element teorisini bilip onları yönetmek isteyenler için, (Çigong, çin metafizik, feng shui ve çin astroloji uygulayıcıları) 
– Kendisinin veya danışanlarının bilinçaltındaki inançlarıyla çalışanlar için, 
– Seansların daha verimli olmasını isteyen farklı metotları uygulayan şifacılar için, 
– Hayatının tüm alanlarını daha güzel bir noktaya gelmesini isteyenler için, 
– Uygulaması kolay bir metot sayesinde hayatını yaratmak ve yönetmek isteyenler için.

innaİnna Goloviznina kimdir?
Titreşimlerle Dönüşüm Metodu’nun kurucusu
olan İnna Goloviznina, anlatıyor:
Herkese merhaba benim adım İnna Goloviznina. Yaklaşık 10 senedir Çin öğretileri uyguluyorum. (Feng Shui, Qi Men Dun Jia, Çigong, Kaderin Dört Sütunu ((Bazi)) 
2013 yılında Theta Healing eğitmenlik eğitimimde birkaç farklı kişi Çin metafiziğinin bilgilerinin bana çok farklı olasılıklarını açtığını ve Kutsal Zamanımda dünyaya modern bir şifa metodu çıkaracağımı gördüklerini söylediler. O zaman bunları duyduğumda sadece gülümsedim ama zaman geçtikçe daha önce bildiklerimi ve Theta Healing ile öğrendiklerimi eşleştirmeye başladım. 3 yıl boyunca sorularıma aldığım cevapları biriktiriyordum. 2016 yılında Theta Healing’de birtakım değişikliklerden dolayı ve o dönem yaşadığım sorunların çözümünü Theta Healing’de bulamadığım için biriktirdiğim fikirleri denemeye başladım. Neticede beklemediğim şekilde hızlı ve olumlu sonuçlar aldım.
   Aldığım sonuç o kadar güzeldi ki, en kısa zamanda bu metodu denemek üzere bir grup kurdum. Bu grupta keşfettiğim metodun tekniklerini paylaşıyordum, grup katılımcılarım kendi üzerinde deneyip geri bildirim yazıyorlardı. Deneyim sayesinde bu tekniklerin sadece benim üzerimde değil başka insanlarda da olumlu ve hızlı sonuç verdiğine emin oldum.
Metodumun denemesi uzun sürmedi. Sadece 1,5 ay kadar kurduğum grupta çalışma yaptık. Bu kısa süre içinde grup katılımcıların hayatlarında büyük gelişmeler oldu. Örneğin: Gayrimenkul alımı, araba alımı işleri gerçekleşti (yaratımları gerçekleşti), tıkanmış projeler gelişmeye başladı, çözülmeyen soruların çözümlenmesi noktasında hızla yol almaya başladılar.  Ve metodumu bütünün hayr’ına kullanılabilmesi için dünyanın çeşitli ülkelerinde eğitim vererek eğitimciler ve uygulayıcılar yetiştiriyorum…”

İnna Goloviznina Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ve Eğitim Koçluklarından yararlanmak için https://www.facebook.com/groups/innaGolovizninaTR/ ve Türkiye temsilcisi İrina Nalbantoğlu’nun https://www.facebook.com/TitresimlerleDonusum/  sayfasını takip edebilirsiniz.

Seans almak için enerjicemberiatolyesi@gmail.com ve fundaozturk@windowslive.com‘dan iletişime geçebilirsiniz

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

BUGÜN KENDİNİZE YENİ BİR YAŞAM ARMAĞAN EDİN!

1- Bu boyutta (şu an 3. boyuttayız) dünyaya gelme amacım nedir?
2- Beni heyecanlandıran, yapmaktan zevk alacağım şeyler neler?
3- Önce kendime sonra bu dünyaya nasıl katkı olabilirim?
4- Atalarımdan ve geçmiş zamandan bugüne taşıdığım yetenek ve becerilerim neler?
5- Bu yaşamdaki yetenek ve becerilerimi geliştirmek için ne yapabilirim?
6- Kendimi ve başkalarını olduğu gibi nasıl kabullenmeliyim?
7- Kendimi, başkalarını ve yaşadığım hikayeleri nasıl affedebilir ve şifalandırabilirim?
İşte size küçük bir liste. Siz bu listeye daha farklı şeyler ekleyebilirsiniz.

   Öncelikle kendinize rahat bir ortam sağlayarak kendi içinize dönme zamanı yaratın. Bilincinizi 3. gözünüze odaklayın ve derin nefesler alıp yavaşça verin. Vücudunuzun gevşediğini hissedene kadar nefes alıp verin. Dikkatiniz çabuk dağılıyorsa bir süreliğine bütün odağınızı nefes alış verişinize verin.
İlk soruyu sesli bir şekilde okuyun. Algınız size ne söylüyor. Cevabı duymak için kendinizi kasmayın. Cevap o an gelmese bile zaman içinde size sesini duyuracaktır. Nasıl mı? Televizyonda bir dizinin herhangi bir repliğinde, metrobüste iki kişinin konuştuğu sıradaki herhangi bir cümle veya kelimede, bir şarkının sözlerinde… He ar her yerde hatta hiç beklemediğiniz bir yerde cevabı duyabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken algınızı açık tutarak farkında olmak. Bu sorunun cevabını bulduğunuzda ikinci soru için bedeninizi ve bilincinizi gevşetin.

Yaşam ve bedeniniz yalnızca size aittir!
   Sizi heyecanlandıran şeyler nedir? ‘Dans etmeyi seviyorum ama yaşım buna müsait değil’, diye düşünüyorsanız bu inancınızı hemen dönüştürün. Olduğunuz yaşta dans edemeyeceğinizi size kim söyledi? Bu kolektif inancın sizi durdurmasına izin vermeyin. Bu sizin hayatınız, bu sizin bedeniniz, bu sizin yaşam enerjiniz! Kurtulun bu eski ve zalim zincirlerden. Şimdi bir liste hazırlayın ve listenizi uygulayın.
  Hiç düşündünüz mü, acaba kendime ve diğer canlılara ne gibi katkılar sağlayabilirim diye? Bunu düşünmenin zamanı gelmedi mi hâlâ?
Aslında sizde var olan ama sizin farkında olmadığınız çok farklı yetenek ve becerileriniz olsaydı bunlar neler olurdu?
Ve bu yetenek ve becerileri nasıl ortaya çıkarabileceğinizi bir düşünün. Bu yeteneklerle ilgili okumanız gereken kitaplar hangileri? Hangi eğitimleri alarak bu yeteneklerinizi geliştirebilir ve günlük yaşamınızda kullanabilirsiniz?

Kabullenmek mi? Reddetmek mi?
   Kendinizi ve başkalarını olduğu haliyle kabullenmek mi reddetmek mi daha kolay sizce? Yargılarınızdan kurtularak kendinize ne kadar değerli bir hayat armağan ettiğinizi bilseydiniz, şu an, şimdi ve burada kabullenişe geçerdiniz!
Kabullenmenin sonraki aşaması affetmek… Affedin ve rahatlayın. Affedin ve özgürleşin… Hemen bir liste hazırlayın. Kendinizde, başkalarında ve yaşadığınız olaylarda affedemediğiniz neler var? Tek tek yazın. Bunun için de rahat bir ortam yaratın, derin nefesler alın ve gevşeyin. Listedeki her bir durumu düşünün, kabullenin, size verdiği dersleri alın ve sevgiyle Yaratıcı‘nın şifalandıran enerjisine yani sonsuzluğa gönderin onları.

Ve daima gülümseyin… Kendinize verdiğiniz bu muhteşem armağanı sevgiyle kucaklayın ve sımsıkı sarılın kendinize, toprağa, her canlıya ve hayata…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

KOŞULSUZ SEVGİ VE ÖLÜMSÜZLÜK TOHUMU: TİMÜS

‘Eğer sizin enerjiniz timüse çıkarsa, sizin yaşlanmanız durur. Dahası diğer ruhlar hakkında oldukça dikkate değer bir şey, koşulsuz sevgi hissetmeye başlarsınız. Siz, değişmeye başlarsınız. Yanaklarınız pembeleşir, gözleriniz ışıldar, teniniz parlar. Kucaklayışınız sıcak, bakışınız kucaklayıcı, kabullenici, izin verici ve sevecen olur. – RAMTHA- 

Timüs bezi, dördüncü çakramız olan (Anahata) kalbimiz ile ilgili bir bezdir. Mutluluk hormonu üretir. Spiritüel anlamda, İlahi olanın sevgisi ile ilişkilidir. Yaratıcı ile güçlü bir bağlantımız varsa, huzuru, coşkuyu ve güvende olmayı hissederek sevgi enerjisi ile dolarız. İnsan bedeninin enerji ağının ve yaşam kaynağının merkezidir burası. Kalp çakrası aktive edilmeden gerçek ve koşulsuz sevgiyi anlamamız zordur.

Bu bezin salgıladığı hormonlar, bedenin kimyasını değiştirerek insanlarda mutluluk ve haz duygusunu geliştirir. Sevgi, merhamet ve şefkat duyguları yükselir. En önemli psişik merkezlerindendir. Dolayısıyla özellikle şifacıların kalp çakraları daima dengede olmalıdır. Ruh, bu merkezde can bulur. Cinsel çakra (Sakral) ile Kalp çakra bütünleştiğinde sevgi ve haz doruklara ulaşır. Zira cinsel çakra tek başına ikili ilişkilerde yeterli değildir. Bu bezin titreşimi ne kadar yüksekse aşk da o kadar yoğun olur.

Timüs bezi tam olarak nerede?
Boğaz ve kalp çakramızın ortasında ve nefes borumuzun üstünde bulunur.

Timüs bezi işlevi yitirdiğinde…
– Sebepsiz yere alınganlık ve içe kapanma
– Sağ ve sol beyin lobunun dengesizleşmesi
– Yaşama karşı duyarsız kalma
– Kanser gibi ağır hastalıklara yakalanma riskini tetikleme
– Aşırı sinir ve strese maruz kalma…
Bu olumsuz durumları yaşamamız neticesinde bedenimizin bağışıklık sistemi çökerek ruhsal, duygusal ve fiziksel hastalıklara yakalanma riskimiz artar.

Timüs bezini aktifleştirmek…
– Parmaklarınız veya yumruğunuzla o bölgeye vuruşlar yaparak işlevini geri kazandırabilirsiniz. ‘Om’, ‘Allah’ gibi titreşimi yüksek mantralarla birlikte yaptığınızda bu titreşimler daha da yükselecektir…
– Olabildiğince kendinizi iyi ortamlardan ve aktivitelerden soyutlamayın. Unutmamak gerekir ki, endorfin ve seratonin salgısını artırmak kalbin enerjisini artırır.
– Sadece ceviz büyüklüğünde olan bu bez, bizler yaş aldıkça küçülür, 60’lı yaşlarda da yok olmaya başlar ve işlevini yitirir. Dr. Paul Ekman ise, bu bezi sıkı sık aktifleştirdiğimizde, hacmini koruduğunu belirtmektedir.
– Testesteron ve östrojen hormonlarının uzun süre düzenli salgılanmasını sağlar.

Yaşasın timüs! Yaşasın ölümsüzlük!
Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

EKTİĞİMİZ HER TOHUMUN BİR HİKAYESİ VAR…

EKINDoğanın bir parçası olarak bizler, büyüme, hasat zamanı, ölüm ve yeniden doğuş arasındaki döngünün içinde döner dururuz. Bu döngü sebepsiz değildir. Her birimizin bu evrene bir katkısı mutlaka vardır.

Ve bu gece sonbahar ekinoksunu kutluyoruz. Türkiye saati ile 23:02’de hasat zamanımız başlıyor. Arınmak, yıl boyunca ektiğimiz tohumları biçme zamanı… Deneyimlerimizi içselleştirme zamanı… Zihnimizi ve bedenimizi rölantiye alma zamanı… Artık sana hizmet etmeyen duygu, düşünce, olay ve insanları ayıklama zamanı… Aydınlanma sürecinde yapılacak bir iç hazırlığın zamanı… Birlik olmanın ve yeni kapılar açmanın zamanı… Evrende varolan tüm dualitenin ve zıtlıkların dengeyi bulma zamanı (Ateş-Su, Ying-Yang, Karanlık-Aydınlık, Geçmiş-Gelecek, Dişi-Eril).

Hasat zamanı neler yapabiliriz?

– Ruhsal anlamda, kendi içinize dönün ve bir süre sessiz kalın. Bu dönemde kendinizi biraz nadasa bırakın tıpkı toprak gibi. Ancak bu süreyi çok da uzun tutmayın. Ne de olsa bu dönem bizi biraz uyuşturabilir, buna izin vermeyin ve her yönden kendinizi canlı tutmaya çalışın. Var olan her şey gibi mevsimler de değişir ve bu değişimin her zaman bir amacı vardır. Ve bizler de amacımıza ulaşmak için durmadan, durgunlaşmadan değişimlerim yolculuğumuza devam etmeliyiz.

– Kendinize şu soruları sorun: Bütün bir yıl boyunca ektiğim tohumlardan hangi ürünleri aldım? Ve bu hasattan elde ettiğim deneyimlerim neler? Ektiğim hangi tohumdan yeterince verim alamadım ve buna sebep olan neydi? Şimdi ne yapmam gerekiyor? Yeni hedeflerim neler olabilir? Ve bu seçeceğim hedeflerden edineceğim deneyimlerin bana ne gibi bir katkısı olabilir?

Bu soruların cevabını doğa ile bütünleşirken alabilirsiniz. Serin hava ile içiniz titrerken, yağmurda negatif yüklerden temizlenirken, ıslak toprakta ayağınız çamurla oynaşırken, kurumuş, sararmış bir yaprağın havada süzülüşünü izlerken… Kısaca doğa size sorularınızın cevabını verecektir.

– Ruhumuzu daraltan, adım atmamızı engelleyen, ayağımıza dolanan molozları temizleyerek kendimize yeni bir alan açabiliriz.

– Ve tabi, hayatımızı ve yaşam alanımızı sadeleştirmek için adımlar atabiliriz. İhtiyacımız olmayan eşyaları, kıyafetleri elimizden çıkararak hafifleyebilir ve başkalarıyla paylaşabiliriz.

– Tüm ruhsal yüklerden arınarak, kamburlarımızı sırtımızdan atmak için meditasyon yapabilir, bedenimizi ve ruhumuzu esnetmek ve dinginleştirmek için yogaya başlayabiliriz.

– Aktif bir çalışma hayatımız yoksa, yeni hobiler edinebilir ve farklı eğitimlere yönebiliriz.

Çocuk ruhumuzu yitirmeden, bilgelikle yüklü yetişkinliğimizi, sonbaharın hüzün ve çoşku yüklü serinliğinde bir sonraki hasadı kutlama dileğimle…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

 

Yorum Bırak

MASKE KİMLİKLERLE YAŞANAN KOCA BİR YALAN BİZİMKİSİ!

MASSKE

‘BEN’ doğası gereği, kendisini ifade etmek için farklı yollara ihtiyaç duyar. Ancak onun bu ihtiyacı, çevresinin taleplerine ve toplumsal yaşamın şartlarına genellikle ters düşer. Bu tersliği aşmak amacıyla ‘BEN’ bir maske geliştirir ve bu maskeyi düzenli olarak kullanmaya başlar. Biz, bu maskeye ‘persona‘ ya da maske kimlik diyoruz. ‘Maske Kimliği’ bireyi kuşatır ve onun davranış biçimini belirleyerek çevresine uyumunu düzenlerken, aynı zamanda çevresinin talepleriyle içyapısının uzlaşmasını da sağlar. -A. Dalberg-

İster aile içinde olsun, ister iş ve sosyal çevremizde, yüzümüzde bir maske ile dolaştığımızı kabul edelim. Bizi buna mecbur eden biraz da toplumsal yasalar ve kendi iç özümüze duyduğumuz güvensizliktir. Öyle ki, Yüksek Benliğimiz karşı çıksa bile zaman zaman kendimizi istemediğimiz durumların içinde bulur, o aşılmaz dediğimiz sert duvarlarımızı bile yıkabiliriz.

Yorum Bırak