İçeriğe geç

Kategori: YAZI SEPETİ

ALERJİN Mİ VAR DERDİN VAR…

ALERJ,İ

   Akyuvar olarak da bilinen lökositler, bağışıklık sisteminin savaşçılarıdır ve bedeni enfeksiyonlara karşı korumakla görevlidirler. Bu savaşçı ruhlu askerler, vücudumuza dışarıdan giren bakteri, virüs, mantar ve zehirli toksinler gibi yabancı maddeleri tespit ederler ve onları yok etmeye başlarlar. Oldukça aktif ve savunmaya hazırdırlar ve bizim genel durumumuzdan epey etkilenirler. Örneğin, sizi olumsuz etkileyecek bir duruma bir süre direndiniz ama artık çaresizliğe kapıldınız ve pes ettiniz ya da sorunu çözdünüz. ‘Ohh çok şükür bunu da atlattım’ dediğinizde bağışıklık sisteminizin gücü düşecektir, çünkü, ortada savunulacak, savaşılacak bir şey kalmamıştır.
Bağışıklık sisteminin güçlü ve aktif olması beden için çok önemlidir. Ancak bu sistem, aşırı çalışıyorsa, size zarar vermeye başlar. Aşırı çalıştığında, lökosit değerleri yükselir ve bedende birtakım hastalıklar meydana getirir.
İşte bu hastalıklardan biri de ALERJİDİR!!

Şimdi, alerjinin bilinçaltı boyutuna inelim…
Alerjiye neden olan programlardan en önemlisi ‘BASKI ALTINDA OLMAK’ ile ilgilidir.
– Dünya bana baskı yapıyor
– Hayat bana baskı yapıyor
– İnsanlar bana baskı yapıyor
– Ailem bana baskı yapıyor
– Eşim bana baskı yapıyor
– ……X…… kişi bana baskı yapıyor
– Müdürüm bana baskı yapıyor… vb.
Siz, kendinize göre bu inançları çoğaltabilirsiniz. Bu inançların sizde olup olmadığını tespit etmek için kas testi uygulayın.

BİLİNÇDIŞI MÜCADELEM…
   Alerji, bir savunma halidir ve egonun kendini korumaya çalıştığının göstergesidir. Eğer alerjen bir yapınız varsa, kendinize şunu sorun: ‘Kime karşı bu kadar tepkiliyim?’, ‘Neden bu kadar tepki veriyorum?’, ‘Dünyaya, insanlara ve olaylara karşı tolerans sınırım nedir?’, ‘Kendime ait olan hangi tarafımı reddediyorum?’, ‘Geçmişte yaşadığım hangi olay, beni hâlâ engelliyor veya rahatsız ediyor?’…
Bazen de yeni olana karşı duyulan endişe ve korkunun sonucudur alerji. ‘Ne ile yüzleşmekten korkuyorum?’, ‘Bana bu kadar güçlü tepki verdiren şey ne?’ vb.
  Sonuç: Evrende her şey dengede olmalı, herhangi bir yaşam sisteminin sadece verimsiz çalışmasının yanı sıra çok aktif olması da insan bedenini hasta edebiliyor…

Sevgilerimle, Funda Öztürk
TDM Eğitmeni

 

Yorum Bırak

‘KORKU’DAN KORKMAK!

KORKUU4 “Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir”
– Başkan Franklin Roosevelt

Korku, kendi içinde gerçekliğe değil, zihnin kendini hayatta tutma temeline dayanır. İnsanlar, zihnin yanılsamalarına çeşitli etiketler koyar. Bunlardan bazıları; yükseklik korkusu, agorafobi (alan korkusu) yalnızlık korkusu…vb..
Kısıtlayan inançların, programların ve hislerin arasında en büyük yeri korkular alıyor. Korkular, diğer kısıtlayıcı duyguların (olumsuz his ve duygular) çıkış noktasıdır. Örneğin, korkular pişmanlıklara, reddedilmelere, hayal kırıklıklarına vs. yol açar.
– Topraklanmayı bloke eder: Topraklanma eksik olduğunda, insanın kendini yenileme ve şifalandırma doğal mekanizmaları devre dışı kalır.
– Yaratımların gerçekleşmesini engeller
– Enerji çalarlar
– Hayattan zevk almayı engeller
– Değişime engel olur
– Sosyal etkileşimlerimizi ve ilişkilerimizi kısıtlar

RUH VE SPİRİT SEVİYELERDEN GELEN KORKULAR dönüştürüldüğünde, Evren ile bütünlük hissinizi geri kazanırsınız.
DOĞAL KORKULAR: Düşme Korkusu, Gürültü Korkusu.
ANNE KARNI PERİYODUNDA OLUŞAN KORKULAR: Bulanık su korkusu, saldırı korkusu, yabancı cisim korkusu
YAŞANAN OLAY SONUCUNDA OLUŞAN KORKULAR: Eğer kişi herhangi bir hastalık atlattıysa, yaşadığı hastalığa karşı korku, hastalığın ilerlemesi ve ağırlaşması korkusu, hastalığın yaşattığı travma korkusu olabilir. Bu tür korkuları dönüştürdüğünüzde, bedeninize, bir daha bunun yaşanmayacağına inandıracaksınız. Bedeniniz bu olayı bilmeseydi yani yaşamasaydı, korkmayacaktı.

Çalışılacak diğer korku türleri:
– Nazar, Çeşitli Büyüler ve Büyücülere Karşı Olan Korkular
– Yükseklik ve Başarı Korkusu
– Konfor Alanının Dışına Çıkma Korkusu
– Saldırı Korkusu
– Değişim Korkusu
– Yeniliklerden Korkma
– Ruhanilik ve Gelişim Korkusu
– Çatışma Korkusu
– Cezalandırılma Korkusu
– Hata Yapma Korkusu
– Biri İçin Korkmak
– Yıkıcı bir psikolojik etkiye sahip olan korkular: Yargılanma, Reddedilme, İhanete uğrama, Aldatılma, Kandırılma ile ilgili korkular – Yalnızlık, Hastalık, Ölüm Korkusu
– Yaşama Korkusu
– Hayvanlardan Korkma
– Sudan Korkma

TİTREŞİMLERLE DÖNÜŞÜM METODU ile yapılan çalışmamızda, bilinçaltında yatan kısıtlayan inançların dönüşümü, anne karnı şifası, korkulardan arınma aktivasyonları vb. yapılmaktadır…
Sevgilerimle,
TDM EĞİTMENİ FUNDA ÖZTÜRK

 

Yorum Bırak

PİŞMANLIK GİRDABINA KAPILMAYIN…

Pişmanlık, verdiğimiz kararlar, düşünceler, duygular veya seçtiğimiz yol ile ilgili hissettiğimiz olumsuz bilişsel-duygusal bir durumdur. Ve bu duygu durumu sadece geçmişle ilgili değil, şu an ve gelecekle de ilgilidir.
Geçmişle ilgili ise, Zamanında annemi sık sık ziyarete gitmediğim için PİŞMANIM.. vs.
Şimdi ile ilgili ise, ‘Şu an seninle buluştuğum için PİŞMANIM.. vs.
Gelecekle ilgili ise, ‘Bu yılki tatil için erken rezervasyon yapmadığım için PİŞMANIM.. vs.
   Pişmanlık, kişinin yaşamla etkileşime girmesine engel olduğu kadar, yeni odaklanma ve yeni eylemlerde bulunmasını da sağlayabilir ve bu durum kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Eğer pişmanlıklarınızdan dolayı kendinizi suçluyorsanız, zihniniz ve bedeniniz zarar görecektir. Üstelik bu olumsuz duyguda uzun süre kalırsak ve bu duygu süreklilik halini almışsa stres, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklarla beraber öz güveniniz de zarar görebilir. Hormon dengesini bozabilir ve bağışıklık sistemini güçsüzleştirir. Solunum sisteminizde bir sıkıntı var ve nefes almakta güçlük çekiyorsanız, durduk yerde nezle oluyorsanız oturup pişmanlıklarınızı düşünmelisiniz..
Çoğumuz geçmişte yaptığımız hataların bugün ve gelecekte alacağımız kararları daha dikkatle alacağımızın bir göstergesi olarak düşünürüz. Yani geçmişte yaptığım bir hatadan dolayı çok pişmanım ama…..bu bana bir ders oldu ve böyle bir hatayı bir daha asla yapmam’. Tamam ama geçmişteki pişmanlığınızı şifalandırdınız mı? Gerçekte gerçekten bir daha hata yapmayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Peki yanlış kararlar almamak için vizyonunuzu ne kadar genişlettiniz? … ve daha fazlası….
Pişmanlıklarımızla nasıl çalışabiliriz?
– İlk olarak pişmanlıklarınızla ilgili kendinizi affedin. Belki o kararı alırken baskı altındaydınız ya da kısa süre içinde bir karar vermeniz gerekiyordu? Ya da o durum/konuyla ilgili bilgileriniz sınırlıydı? O zamanlar vizyonunuz çok dardı? vs……………
– Eğer pişmanlığınız geçmişte yaptığınız bir şey ile ilgili ise ve bu durumu düzeltme imkanınız yoksa durumu olduğu haliyle kabul edin. Gelecekle ilgili ise, o hatayı düzeltme şansınız hala var demektir bunun için olasılıklarınızı gözden geçirin.
– Pişmanlık hangi zamanda hissedilmiş olursa olsun mutlaka onları dönüştürün! Bunun için bildiğiniz herhangi bir şifa tekniğini kullanabilirsiniz.
Pişmanlıklarınız dönüştüğünde ne mi olur?
Yaşamınızda yeni fırsatlar, olasılıklar açılır ve en güzeli artık siz o olasılıkları görmeye başlarsınız. Ruhsal, duygusal ve bedensel rahatlama hisseder, enerji seviyenizi düşürmezsiniz.  Almanız gereken yeni kararlarınızı, açık bilinçle gerçek duruma uygun alarak şu an’dan itibaren pişman olma katsayınızı sıfırlayabilirsiniz..

Pişmanlık duyduğunuz bir olay-durum için dönüşüm çalışması yapılacak ve bu olay için pozitif öğretiler yüklenecektir… Bu dönüşüm TİTREŞİMLERLE DÖNÜŞÜM METODU (TDM) ile yapılacaktır.

TDM Eğitmeni Funda Öztürk

Yorum Bırak

HAYATINIZ SİZE YÜK OLMASIN…

Original watercolor illustration.

Telefondaki ses İstanbul’un kendisini yorduğunu ve artık hayatında yeniliklere yer açmak istediğini anlattı.. 5o yaşın üstünde ve çok uzun yıldır İstanbul’la cebelleşiyordu. Bu kararı verdikten sonra internette kiralık ev aramaya başladı, üstelik nereye yerleşeceğini bilmeden, sadece aradı.. Amerika’ya da gidebilirdi memleketine de ya da İstanbul’un olmadığı herhangi bir yere..
İnternette gezinirken tam da istediği gibi kiralık bir daire gördü. İlanın ayrıntılarına bakmak için o evin sayfasına girdiğinde heyecanla gülümsedi, çünkü o ev memleketine aitti. Evin arka odası tarihi bir yapıya gözcülük yapıyor, önündeki nehir kendi yolcuğuna çıkıyordu. 2 gün sonra uçak biletini almış ve gitmişti baba ocağına. Evin enerjisi ile hemen ev sahibi ile kontrat yaptı.
Ancak İstanbul’da yaşadığı evin kira kontratı Ekim 2019’da bitiyordu ve Şubat ayında da kiraya zam yapması gerekiyordu. Yaşamını sınırlayacak olan bu durumu nasıl çözebileceğimiz konusunda beni aradı. Ona yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verip onayını aldım. Ve bu durumun kolaylıkla ve iki tarafında (ev sahibi-kiracı) hayr’ına olacak gerekli aktivasyon ve uygulamaları Titreşimlerle Dönüşüm Metodu ile yaptım.
Bir hafta sonra danışanım aradı ve kiracının bulunduğunu, ev sahibinin şartlarına uygun bir şekilde evin tutulduğunu haber verdi. Bu haber hem danışanım hem de benim için güzel bir yeni yılın başlangıcı oldu.
O, ruhunun ve bedeninin isteklerini duyarak kendi yaşamını yaratanlardan… Belki de yaşam amacını biliyor ve kendi kutsal zamanında amacını gerçekleştirmek için kendine yeni bir yaşam armağan ediyor.. O, yaratımını yaptı, Evren (Öz enerji) en uygun zamanda bu dileğini gerçekleştirdi.
Yeni yaşamında yeni adımlar diliyorum…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

BUGÜN KENDİNİZE YENİ BİR YAŞAM ARMAĞAN EDİN!

1- Bu boyutta (şu an 3. boyuttayız) dünyaya gelme amacım nedir?
2- Beni heyecanlandıran, yapmaktan zevk alacağım şeyler neler?
3- Önce kendime sonra bu dünyaya nasıl katkı olabilirim?
4- Atalarımdan ve geçmiş zamandan bugüne taşıdığım yetenek ve becerilerim neler?
5- Bu yaşamdaki yetenek ve becerilerimi geliştirmek için ne yapabilirim?
6- Kendimi ve başkalarını olduğu gibi nasıl kabullenmeliyim?
7- Kendimi, başkalarını ve yaşadığım hikayeleri nasıl affedebilir ve şifalandırabilirim?
İşte size küçük bir liste. Siz bu listeye daha farklı şeyler ekleyebilirsiniz.

   Öncelikle kendinize rahat bir ortam sağlayarak kendi içinize dönme zamanı yaratın. Bilincinizi 3. gözünüze odaklayın ve derin nefesler alıp yavaşça verin. Vücudunuzun gevşediğini hissedene kadar nefes alıp verin. Dikkatiniz çabuk dağılıyorsa bir süreliğine bütün odağınızı nefes alış verişinize verin.
İlk soruyu sesli bir şekilde okuyun. Algınız size ne söylüyor. Cevabı duymak için kendinizi kasmayın. Cevap o an gelmese bile zaman içinde size sesini duyuracaktır. Nasıl mı? Televizyonda bir dizinin herhangi bir repliğinde, metrobüste iki kişinin konuştuğu sıradaki herhangi bir cümle veya kelimede, bir şarkının sözlerinde… He ar her yerde hatta hiç beklemediğiniz bir yerde cevabı duyabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken algınızı açık tutarak farkında olmak. Bu sorunun cevabını bulduğunuzda ikinci soru için bedeninizi ve bilincinizi gevşetin.

Yaşam ve bedeniniz yalnızca size aittir!
   Sizi heyecanlandıran şeyler nedir? ‘Dans etmeyi seviyorum ama yaşım buna müsait değil’, diye düşünüyorsanız bu inancınızı hemen dönüştürün. Olduğunuz yaşta dans edemeyeceğinizi size kim söyledi? Bu kolektif inancın sizi durdurmasına izin vermeyin. Bu sizin hayatınız, bu sizin bedeniniz, bu sizin yaşam enerjiniz! Kurtulun bu eski ve zalim zincirlerden. Şimdi bir liste hazırlayın ve listenizi uygulayın.
  Hiç düşündünüz mü, acaba kendime ve diğer canlılara ne gibi katkılar sağlayabilirim diye? Bunu düşünmenin zamanı gelmedi mi hâlâ?
Aslında sizde var olan ama sizin farkında olmadığınız çok farklı yetenek ve becerileriniz olsaydı bunlar neler olurdu?
Ve bu yetenek ve becerileri nasıl ortaya çıkarabileceğinizi bir düşünün. Bu yeteneklerle ilgili okumanız gereken kitaplar hangileri? Hangi eğitimleri alarak bu yeteneklerinizi geliştirebilir ve günlük yaşamınızda kullanabilirsiniz?

Kabullenmek mi? Reddetmek mi?
   Kendinizi ve başkalarını olduğu haliyle kabullenmek mi reddetmek mi daha kolay sizce? Yargılarınızdan kurtularak kendinize ne kadar değerli bir hayat armağan ettiğinizi bilseydiniz, şu an, şimdi ve burada kabullenişe geçerdiniz!
Kabullenmenin sonraki aşaması affetmek… Affedin ve rahatlayın. Affedin ve özgürleşin… Hemen bir liste hazırlayın. Kendinizde, başkalarında ve yaşadığınız olaylarda affedemediğiniz neler var? Tek tek yazın. Bunun için de rahat bir ortam yaratın, derin nefesler alın ve gevşeyin. Listedeki her bir durumu düşünün, kabullenin, size verdiği dersleri alın ve sevgiyle Yaratıcı‘nın şifalandıran enerjisine yani sonsuzluğa gönderin onları.

Ve daima gülümseyin… Kendinize verdiğiniz bu muhteşem armağanı sevgiyle kucaklayın ve sımsıkı sarılın kendinize, toprağa, her canlıya ve hayata…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

KOŞULSUZ SEVGİ VE ÖLÜMSÜZLÜK TOHUMU: TİMÜS

‘Eğer sizin enerjiniz timüse çıkarsa, sizin yaşlanmanız durur. Dahası diğer ruhlar hakkında oldukça dikkate değer bir şey, koşulsuz sevgi hissetmeye başlarsınız. Siz, değişmeye başlarsınız. Yanaklarınız pembeleşir, gözleriniz ışıldar, teniniz parlar. Kucaklayışınız sıcak, bakışınız kucaklayıcı, kabullenici, izin verici ve sevecen olur. – RAMTHA- 

Timüs bezi, dördüncü çakramız olan (Anahata) kalbimiz ile ilgili bir bezdir. Mutluluk hormonu üretir. Spiritüel anlamda, İlahi olanın sevgisi ile ilişkilidir. Yaratıcı ile güçlü bir bağlantımız varsa, huzuru, coşkuyu ve güvende olmayı hissederek sevgi enerjisi ile dolarız. İnsan bedeninin enerji ağının ve yaşam kaynağının merkezidir burası. Kalp çakrası aktive edilmeden gerçek ve koşulsuz sevgiyi anlamamız zordur.

Bu bezin salgıladığı hormonlar, bedenin kimyasını değiştirerek insanlarda mutluluk ve haz duygusunu geliştirir. Sevgi, merhamet ve şefkat duyguları yükselir. En önemli psişik merkezlerindendir. Dolayısıyla özellikle şifacıların kalp çakraları daima dengede olmalıdır. Ruh, bu merkezde can bulur. Cinsel çakra (Sakral) ile Kalp çakra bütünleştiğinde sevgi ve haz doruklara ulaşır. Zira cinsel çakra tek başına ikili ilişkilerde yeterli değildir. Bu bezin titreşimi ne kadar yüksekse aşk da o kadar yoğun olur.

Timüs bezi tam olarak nerede?
Boğaz ve kalp çakramızın ortasında ve nefes borumuzun üstünde bulunur.

Timüs bezi işlevi yitirdiğinde…
– Sebepsiz yere alınganlık ve içe kapanma
– Sağ ve sol beyin lobunun dengesizleşmesi
– Yaşama karşı duyarsız kalma
– Kanser gibi ağır hastalıklara yakalanma riskini tetikleme
– Aşırı sinir ve strese maruz kalma…
Bu olumsuz durumları yaşamamız neticesinde bedenimizin bağışıklık sistemi çökerek ruhsal, duygusal ve fiziksel hastalıklara yakalanma riskimiz artar.

Timüs bezini aktifleştirmek…
– Parmaklarınız veya yumruğunuzla o bölgeye vuruşlar yaparak işlevini geri kazandırabilirsiniz. ‘Om’, ‘Allah’ gibi titreşimi yüksek mantralarla birlikte yaptığınızda bu titreşimler daha da yükselecektir…
– Olabildiğince kendinizi iyi ortamlardan ve aktivitelerden soyutlamayın. Unutmamak gerekir ki, endorfin ve seratonin salgısını artırmak kalbin enerjisini artırır.
– Sadece ceviz büyüklüğünde olan bu bez, bizler yaş aldıkça küçülür, 60’lı yaşlarda da yok olmaya başlar ve işlevini yitirir. Dr. Paul Ekman ise, bu bezi sıkı sık aktifleştirdiğimizde, hacmini koruduğunu belirtmektedir.
– Testesteron ve östrojen hormonlarının uzun süre düzenli salgılanmasını sağlar.

Yaşasın timüs! Yaşasın ölümsüzlük!
Sevgilerimle, Funda Öztürk

Yorum Bırak

EKTİĞİMİZ HER TOHUMUN BİR HİKAYESİ VAR…

EKINDoğanın bir parçası olarak bizler, büyüme, hasat zamanı, ölüm ve yeniden doğuş arasındaki döngünün içinde döner dururuz. Bu döngü sebepsiz değildir. Her birimizin bu evrene bir katkısı mutlaka vardır.

Ve bu gece sonbahar ekinoksunu kutluyoruz. Türkiye saati ile 23:02’de hasat zamanımız başlıyor. Arınmak, yıl boyunca ektiğimiz tohumları biçme zamanı… Deneyimlerimizi içselleştirme zamanı… Zihnimizi ve bedenimizi rölantiye alma zamanı… Artık sana hizmet etmeyen duygu, düşünce, olay ve insanları ayıklama zamanı… Aydınlanma sürecinde yapılacak bir iç hazırlığın zamanı… Birlik olmanın ve yeni kapılar açmanın zamanı… Evrende varolan tüm dualitenin ve zıtlıkların dengeyi bulma zamanı (Ateş-Su, Ying-Yang, Karanlık-Aydınlık, Geçmiş-Gelecek, Dişi-Eril).

Hasat zamanı neler yapabiliriz?

– Ruhsal anlamda, kendi içinize dönün ve bir süre sessiz kalın. Bu dönemde kendinizi biraz nadasa bırakın tıpkı toprak gibi. Ancak bu süreyi çok da uzun tutmayın. Ne de olsa bu dönem bizi biraz uyuşturabilir, buna izin vermeyin ve her yönden kendinizi canlı tutmaya çalışın. Var olan her şey gibi mevsimler de değişir ve bu değişimin her zaman bir amacı vardır. Ve bizler de amacımıza ulaşmak için durmadan, durgunlaşmadan değişimlerim yolculuğumuza devam etmeliyiz.

– Kendinize şu soruları sorun: Bütün bir yıl boyunca ektiğim tohumlardan hangi ürünleri aldım? Ve bu hasattan elde ettiğim deneyimlerim neler? Ektiğim hangi tohumdan yeterince verim alamadım ve buna sebep olan neydi? Şimdi ne yapmam gerekiyor? Yeni hedeflerim neler olabilir? Ve bu seçeceğim hedeflerden edineceğim deneyimlerin bana ne gibi bir katkısı olabilir?

Bu soruların cevabını doğa ile bütünleşirken alabilirsiniz. Serin hava ile içiniz titrerken, yağmurda negatif yüklerden temizlenirken, ıslak toprakta ayağınız çamurla oynaşırken, kurumuş, sararmış bir yaprağın havada süzülüşünü izlerken… Kısaca doğa size sorularınızın cevabını verecektir.

– Ruhumuzu daraltan, adım atmamızı engelleyen, ayağımıza dolanan molozları temizleyerek kendimize yeni bir alan açabiliriz.

– Ve tabi, hayatımızı ve yaşam alanımızı sadeleştirmek için adımlar atabiliriz. İhtiyacımız olmayan eşyaları, kıyafetleri elimizden çıkararak hafifleyebilir ve başkalarıyla paylaşabiliriz.

– Tüm ruhsal yüklerden arınarak, kamburlarımızı sırtımızdan atmak için meditasyon yapabilir, bedenimizi ve ruhumuzu esnetmek ve dinginleştirmek için yogaya başlayabiliriz.

– Aktif bir çalışma hayatımız yoksa, yeni hobiler edinebilir ve farklı eğitimlere yönebiliriz.

Çocuk ruhumuzu yitirmeden, bilgelikle yüklü yetişkinliğimizi, sonbaharın hüzün ve çoşku yüklü serinliğinde bir sonraki hasadı kutlama dileğimle…

Sevgilerimle, Funda Öztürk

 

Yorum Bırak

HAYATIN TADI

‘’Şimdi şöyle bol şerbetli bir tatlı olsa da yesek, keyfimiz, tadımız yerine gelse’’ moralimiz bozuk olduğunda, öfkeli, kızgın, kırgın olduğumuzda genellikle bu tarz cümleler kurarız. Ben tatlı yemiyorum ‘’Su içsem yarıyor’’ dediğinizi de duyar gibiyim. Kilolarımız genelde içimizde tutup bırakmadığımız öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygulardan ve hayatın tadını yiyeceklere bağlamaktan dolayı oluşurlar. Kiloyu yaratan sebepleri ve kök inançları bulmamız ve onları dönüştürmemiz önemlidir. Sizi biraz da olsa rahatlatmak adına birkaç his yüklemesi hazırladık.

– Tatlı ihtiyacı olmadan sorunları en iyi şekilde çözmenin nasıl bir his olduğunu, Tatlı hayat yaşamanın nasıl bir his olduğunu, bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

– Her günümü hayatın tadını çıkararak nasıl yaşanır olacağını biliyorum ve anlıyorum.

– Yaşamdan nasıl tat alacağımı bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyor, artık acılara tutunma zorunluluklarımdan kendimi tamamen serbest ve özgür bırakıyorum.

– Duygularımı, sırlarımı yağ hücrelerimde depolama zorunluluğundan kendimi serbest bırakıyorum.

– Haraket ettiğimde de güvendeyim.

– Sağlıklı ve ideal kiloda nasıl olunur biliyorum ve anlıyorum.

– Sevgiyi alıp kabul etmenin nasıl bir his olduğunu, bunun mümkün ve güvenli olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

– İdeal kilomda olduğumda da güvendeyim.

– Aynalarla barışık olmanın ve aynada kendime bakarak her halimle güzelliğimi görmenin ve hayatımın her anından keyif almanın, coşkulu olmanın nasıl bir his olduğunu biliyorum ve anlıyorum.

EVET Dediğinizde ThetaHealing® yöntemi ile Kollektif bilincinize yüklenecektir.

**His yüklemeleri Thetahealing®’in sadece bir bölümüdür. Herhangi bir his değişimi hissetmediğinizde kök inancı bulmak için derin kazma çalışması yapılmalıdır.

Sevgilerimizle,

Yorum Bırak

IŞIK VE SEVGİYLE SÖYLENMELİ ŞARKILAR…

AAA

Çok eski yıllardan beri sevgi hakkında şarkılar söylenir ve aslında bütün yaşam sevgi etrafında döner. Dolayısıyla sevgi, insanın kendisini gerçekleştirmesi ile aynı anlama gelir. Sevgi zemininde yaşayabilen ve hem kendisine hem de dışarıya karşı öyle davranabilen bir insan bu dünyada daha az ızdırap çekecek, daha az acı deneyimleyecektir der Andreas Dalberg.

Yorum Bırak